Avcılar Sarışın, yağmurun camlara vurduğu o akşam pencerenin önünde duruyordu. Saçları ıslanmış, gömleği vücuduna yapışmıştı. Rüzgâr denizin tuzlu kokusunu içeri taşıyordu. O akşam Avcılar Sarışın için her şey daha ıslak, daha karanlık ve daha aç görünüyordu.
Kapı çalındığında kalbi bir an durdu. Kapıyı açan Mert’ti. Islak saçları alnına yapışmış, gözleri onu süzüyordu. İkisi de bir süre konuşmadan baktı. Sonra Mert kenara çekildi.
“İçeri gir. Islanmışsın.”
Ece içeri adım attı. Ayakkabılarını çıkardı. Çıplak ayakları soğuk seramiğe değdi. Mert’in evi denize bakıyordu; camların arkasında Marmara’nın karanlık suları çalkalanıyordu. Yağmur hâlâ yağıyordu.
Mert havlu uzattı. Ece gömleğini çıkardı, sadece siyah dantelli sutyen ve külot kaldı üzerinde. Mert’in bakışları yavaşça gezindi. Ece havluyu omzuna attı ama kurulanmadı. Bilerek. Mert’e doğru yürüdü, göğsü neredeyse değecek kadar yaklaştı.
“Bu sefer sen beklemeyeceksin,” diye fısıldadı.
Mert’in nefesi kesildi. Ece elini onun pantolonunun beline koydu, fermuarı yavaşça indirdi. İç çamaşırını aşağı çekti. Sertliği avucuna aldı, başparmağıyla ucunu okşadı. Mert duvara yaslandı. Ece dizlerinin üzerine çöktü. Ağzını açıp onu yavaşça içine aldı. Diliyle altını yaladı, sonra derinlemesine yuttu. Mert’in eli saçlarına gitti ama Ece başını çekti.
“Dokunma. Sadece izle.”
Mert’in parmakları kenarda kaldı. Ece ritmi hızlandırdı. Tükürük sesleri, ıslak yutkunmalar odaya yayıldı. Mert’in bacakları gerildi. Ece bir an durdu, tükürüğünü silmeden ayağa kalktı. Sutyenini çıkardı. Memeleri serbest kaldı. Sonra külotunu da indirdi, ayağından sıyırdı. Çıplak bedeniyle Mert’e doğru yürüdü, onu koltuğa itti.
Üzerine çıktı. Islak girişini onun sertliğine dayadı, yavaşça aşağı indi. İçine alırken ikisi de aynı anda inledi. Ece kalçalarını hareket ettirmeye başladı. Önce yavaş, daireler çizerek, sonra daha sert, daha derin. Mert’in elleri beline uzandı ama Ece onları tuttu, yukarılara doğru kaldırdı.
“Böyle kal.”
Mert’in elleri başının üzerinde kaldı. Ece daha hızlı hareket etti. Göğüsleri her inişte titriyordu. Yağmurun sesi camlara vururken odanın içinde sadece ten sesleri ve nefesler vardı. Ece başını geriye attı, saçları sırtına döküldü. Orgazmı yaklaştığını hissedince ritmi daha da sertleştirdi. İçeriden gelen kasılmalar Mert’i de sınırına getirdi. Ece bir anda durdu, onu içinden çıkardı. Mert inledi.
“Henüz değil.”
Ece yere indi, Mert’i koltuktan çekti. Onu yere yatırdı. Sonra ters döndü, bacaklarını Mert’in yüzüne doğru açtı. Aynı anda hem onu ağzına aldı hem de kendi ıslaklığını Mert’in diline verdi. Mert dilini hemen içeri soktu, klitorisini emdi. Ece inledi, kalçalarını daha fazla bastırdı. İkisi de aynı anda yalıyor, emiyor, nefes nefese kalıyordu. Ece’nin bacakları titredi. Bir orgazm dalgası geldi, sonra bir tane daha. Mert’in dili onu bırakmadı. Ece sonunda dayanamayıp onu ağzından çıkardı, nefes nefese kaldı.
Mert ayağa kalktı. Bu sefer o kontrolü aldı. Ece’yi yüzüstü çevirdi, kalçalarını yukarı kaldırdı. Arkadan girdi. Derin, sert, ritmik. Her vuruşta Ece’nin yüzü yere yaklaşıyordu. Mert bir elini boynuna koydu, hafifçe sıktı. Diğer eliyle kalçasını kavradı. Vuruşlar hızlandı. Ece’nin inlemeleri boğuklaştı. Mert eğilip kulağına fısıldadı:
“Bu sefer sen de beklemeyeceksin.”
Ece’nin içi tekrar kasıldı. Üçüncü orgazmı daha şiddetli geldi. Mert de aynı anda boşaldı, sıcaklığını derinlere bıraktı. Birkaç saniye hiç kıpırdamadılar. Sadece yağmurun sesi vardı.
Mert yavaşça çıktı. Ece’yi yanına çekti. Terli bedenlerini birbirine sardı. Bu sefer konuşmadılar. Sadece nefes aldılar. Bir süre sonra Ece elini Mert’in göğsüne koydu, parmaklarıyla dolaştı. Sonra aşağı indi. Hâlâ yarı sertti. Ece onu tekrar sertleştirdi, sonra üzerine çıktı. Bu sefer daha yavaş, daha uzun. Göz göze. Her inişte nefeslerini birbirine karıştırdılar. Ece’nin dördüncü orgazmı daha sessiz, daha derin oldu. Mert de onu takip etti.
Sabaha karşı yağmur dinmişti. Camların arkasında gri bir ışık süzülüyordu. Ece yavaşça kalktı. Mert’in gözleri açıktı. Onu izliyordu. Ece eğilip boynunu öptü, sonra dudağına.
“Bu sefer farklıydı,” diye fısıldadı.
Mert gülümsedi. “Bir daha gel.”
Ece giyinirken Mert hâlâ yerde uzanıyordu. Kapıya doğru yürürken bir kez daha döndü. Göz göze geldiler. Bu sefer bakışta acele yoktu. Sadece kalıntı bir ateş vardı.
Kapı kapandığında Mert pencereden dışarı baktı. Avcılar’ın sabahı yavaş yavaş açılıyordu. Deniz hâlâ dalgalıydı. Ama odanın içinde hâlâ onun kokusu vardı. Islak saç, ter ve sex.
Akşam yine yağmur yağarsa, kapı yine çalacaktı. Ve bu sefer belki daha da farklı olacaktı.
Harbiye’nin dar ve kalabalık sokaklarında yürürken, akşamın ılık rüzgârı tenime çarpıyordu. Harbiye’n...
Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski bina...
İstanbul’un moda ve gece hayatıyla ünlü semti Osmanbey’in ışıklı caddelerinde, her şey “osmanbey escort” a...
Çerkezköy Vip’in loş, modern odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendini b...
İstanbul’un Boğaz kıyısındaki en bilinen semtlerinden biri olan Ortaköy’ün cami ve sahil kenarındaki ışıklı sokakların...
Çatalca Vip’in loş, doğa manzaralı odasında, İstanbul’un kuzeybatı yakasının gece sessizliği uzaktan hissedilirken Eli...
Darıca Vip, Marmara’nın kıyısında, yeşil tepelerin eteğinde yükselen o modern sahil villasının adıydı. Gece, denizden gelen haf...
Edirne Vip’in loş, tarihi dokulu odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendi...
İstanbul’un kalbinde, Şişli’nin neon ışıklarıyla aydınlanan dar sokaklarında geçen o gece, her şey “şişli escort&rd...
İstanbul’un hareketli semtlerinden biri olan Mecidiyeköy’ün gece ışıkları altında, her şey “mecidiyeköy escort&rdqu...