İstanbul’un canlı ve köklü semtlerinden biri olan Beşiktaş’ın sahil kenarındaki ışıklı caddelerinde, her şey o gece farklı bir tutkuyla başlamıştı. Onur, otuz sekiz yaşında, yoğun tempoda çalışan bir avukattı. Ofisten geç saatte çıktığında ince bir yağmur çiselemeye başlamıştı. Telefonunda bir numara çevirdi, yumuşak bir kadın sesi randevuyu onayladı. Birkaç cümle sonra aklından geçen tek şey yine beşiktaş’taki o adresti. Kalbi biraz daha hızlı atıyordu.
Lüks bir butik otelin lobisine girdiğinde, loş ışıklar ve hafif bir deniz esintisi kokusu onu karşıladı. Asansörle on birinci kata çıktı. Kapı numarası 1104. Kapıyı çaldığında, karşıda duran kadın nefesini kesti. Adı Zeynep’ti. Uzun, siyah saçları omuzlarına dökülüyor, koyu kırmızı saten bir elbise vücuduna yapışıyordu. Göğüsleri dekolteden hafifçe taşmış, bacakları uzun ve pürüzsüzdü. Gözleri koyu kahverengi, bakışları hem davetkâr hem de kendinden emindi.
“Merhaba Onur,” dedi alçak, boğuk bir sesle. “İçeri gel.”
Kapı arkasından kapanır kapanmaz Zeynep, topuklu ayakkabılarını çıkardı. Ayak parmakları koyu kırmızı ojeliydi. Onur’un ceketini yavaşça sıyırdı, gömleğinin düğmelerini tek tek açtı. Parmakları göğsünde gezindi. “Çok gerginsin,” fısıldadı kulağına. Dudakları boynuna değdi, dilinin ucu tenini yaladı. Onur’un eli beline sarıldı, saten kumaşı hissetti. Elbisenin fermuarını indirdi. Elbise yere düştü. Altında siyah dantelli bir sütyen ve ince bir tanga vardı. Göğüsleri dolgun, meme uçları sertleşmişti.
Zeynep, Onur’u yatağa doğru itti. Dizlerinin üzerine çöktü, kemerini açtı. Pantolonunu indirdi, boxer’ını çekti. Sertleşmiş penisi ortaya çıktı. Zeynep, avucuyla sardı, yavaşça yukarı aşağı hareket ettirdi. Sonra dilini ucuna değdirdi, yaladı. Onur’un iniltisi odayı doldurdu. Zeynep, ağzını açtı, başını indirdi, penisini yavaşça içine aldı. Boğazının derinliğine kadar çekti, sonra geri çıktı. Tükürük salyaları damlıyordu. Elleriyle testisini okşarken, dilini damarların üzerinde gezdirdi. Onur’un parmakları Zeynep’in saçlarına dolandı, ritmi hızlandırdı. Zeynep boğulur gibi sesler çıkararak emmeye devam etti. Birkaç dakika sonra Onur geri çekildi, henüz boşalmak istemiyordu.
Zeynep ayağa kalktı, sütyenini çıkardı. Göğüsleri serbest kaldı. Onur, onları avuçladı, meme uçlarını parmaklarıyla sıkıştırdı, sonra ağzına aldı. Dilini çevirerek emdi. Zeynep’in başı geriye düştü, “Ahh… evet,” diye inledi. Onur, diğer eliyle tangasını indirdi. Zeynep’in kasıkları tıraşlıydı, klitorisi şişmiş, vajinası ıslaktı. Parmaklarını arasına soktu, yavaşça içeri girip çıkardı. Zeynep’in bacakları titredi. Onur, onu yatağa yatırdı, bacaklarını açtı. Başını eğdi, dilini klitorisine değdirdi. Yavaşça yaladı, emdi, dilini deliğine soktu. Zeynep’in kalçaları yukarı kalktı, elleri Onur’un saçlarına gömüldü. “Daha hızlı… lütfen,” diye yalvardı. Onur, iki parmağını içeri soktu, g-noktasına baskı yaparak dilini klitoriste gezdirmeye devam etti. Zeynep’in iniltileri yükseldi, bacakları kasıldı, bir orgazm dalgası vücudunu sardı. Suları Onur’un ağzına aktı.
Zeynep, hâlâ nefes nefese, Onur’u üzerine çekti. “Şimdi içime gir,” dedi. Onur, penisini vajinasının girişine dayadı, yavaşça itti. Islak ve sıcak duvarlar onu sımsıkı sardı. Derin bir iniltiyle sonuna kadar girdi. Zeynep’in bacakları beline dolandı. Onur, yavaş ritmle hareket etmeye başladı. Her girişte Zeynep’in göğüsleri sarsılıyor, meme uçları sertleşiyordu. Onur, hızını artırdı, derinliklere vurdu. Zeynep’in tırnakları sırtına battı. “Daha sert… evet, böyle,” diye inledi. Oda, tenlerin birbirine çarpma sesi, ıslak şapırtılar ve iniltilerle doluydu.
Onur, Zeynep’i ters çevirdi, dizlerinin üzerine kaldırdı. Arkadan girdi. Kalçalarını tuttu, sertçe çarptı. Zeynep’in başı yastığa gömüldü, “Ahh… ahh… doldur beni,” diye bağırdı. Onur, bir elini öne uzattı, klitorisini ovaladı. Zeynep’in ikinci orgazmı geldi, vajinası kasılarak Onur’u sıktı. Onur, daha da hızlandı, derinliklere vurdu. Son birkaç hamleden sonra geri çekildi, Zeynep’i çevirdi, penisini ağzına verdi. Zeynep, hevesle emdi, tükürük salyaları yüzüne aktı. Onur, boğazının derinliklerine kadar itti, sonra çekildi ve sıcak spermlerini Zeynep’in diline ve yüzüne boşalttı. Zeynep, yutkundu, dudaklarını yaladı, gülümsedi.
Bir süre yan yana uzandılar. Zeynep’in eli Onur’un göğsünde geziniyordu. “Henüz bitmedik,” dedi fısıltıyla. Zeynep ayağa kalktı, banyoya gitti. Duşun sesi geldi. Onur, peşinden gitti. Sıcak suyun altında, Zeynep’in vücudunu sabunladı. Elleri göğüslerinde, kalçalarında, bacaklarında gezindi. Zeynep, dizlerinin üzerine çöktü, ıslak penisini tekrar ağzına aldı. Suyun altında emmek daha da zordu ama o, dilini ustalıkla kullanıyordu. Onur, onu kaldırdı, duvara yasladı. Bacaklarını açtı, penisini tekrar vajinasına soktu. Islak tenler birbirine yapışıyordu. Onur, sert ve hızlı hareketlerle içine girip çıktı. Zeynep’in sırtı fayanslara sürtünüyordu. “Daha derine… evet,” diye inledi. Onur, bir eliyle boynunu hafifçe sıktı, diğer eliyle kalçasını tuttu. Zeynep’in üçüncü orgazmı, bacaklarının titremesiyle geldi. Onur, bu kez içine boşaldı, sıcak spermler Zeynep’in içinde yayıldı.
Duştan çıktılar, havlulara sarıldılar. Yatağa döndüler. Zeynep, Onur’un üzerine çıktı, cowgirl pozisyonunda oturdu. Penisini eline aldı, yavaşça içine indirdi. Kalçalarını daire çizerek hareket ettirdi. Göğüsleri sallanıyordu. Onur, onları avuçladı, meme uçlarını sıkıştırdı. Zeynep, ritmi hızlandırdı, yukarı aşağı zıpladı. Her inişte Onur’un penisi sonuna kadar giriyordu. Zeynep’in klitorisi Onur’un kasığına sürtünüyordu. “Bak nasıl alıyorum seni,” dedi inleyerek. Onur, kalçalarını kaldırarak karşılık verdi. Zeynep’in iniltileri yükseldi, dördüncü orgazmı vücudunu sardı. Vajinası kasılarak Onur’u sıktı. Onur, dayanamadı, tekrar boşaldı.
Yorgun düştüler. Zeynep, Onur’un göğsüne yaslandı. Parmakları karın kaslarında geziniyordu. “Biraz daha kalmak ister misin?” diye sordu. Onur, gülümsedi. “Evet.” Zeynep, yavaşça elini aşağı indirdi, yumuşamış penisi okşadı. Birkaç dakika içinde tekrar sertleşti. Zeynep, gülümseyerek tersine döndü, 69 pozisyonuna geçti. Ağzını Onur’un penisine, vajinasını Onur’un ağzına verdi. Karşılıklı yaladılar, emdiler. Zeynep, derinlere kadar çekerken, Onur dilini klitorisinde ve deliğinde gezdiriyordu. Zeynep’in salyaları Onur’un testislerine akıyordu. Onur, iki parmağını soktu, g-noktasına baskı yaptı. Zeynep, inleyerek boşaldı, suları Onur’un yüzüne aktı. Sonra pozisyon değiştirdiler. Onur, Zeynep’i yan yatırdı, bacağını kaldırdı, yan taraftan girdi. Yavaş ve derin hareketlerle seviştiler. Göz göze bakarak, nefesleri birbirine karışarak. Zeynep’in eli Onur’un kalçasındaydı, onu daha derine çekiyordu. Son bir orgazm dalgası ikisini birden sardı. Onur, tekrar içine boşaldı.
Sabaha karşı, Zeynep giyinmeye başladı. Koyu kırmızı elbisesini tekrar giydi, saçlarını düzeltti. Onur, yatağın kenarında oturmuş, onu izliyordu. “Tekrar görüşmek ister misin?” diye sordu. Zeynep, gülümsedi. “Belki. Numaramı biliyorsun.” Kapıya doğru yürüdü, döndü, “İyi geceler Onur,” dedi. Kapı kapandı.
Onur, yalnız kaldığında, odanın hâlâ Zeynep’in parfümünü ve terini taşıdığını fark etti. Yatağa uzandı, gözlerini kapattı. O gece, Beşiktaş’ın sahil kenarındaki sokaklarında başlayan arayış, unutulmaz bir tutkuyla sona ermişti. Ama aklında hâlâ o ıslak tenler, iniltiler, derinliklere vuruşlar vardı. Sabah olduğunda, telefonunu eline aldı. Belki bir daha arardı. Belki de o gece yeterliydi. Ama bedeni, hâlâ o sıcaklığı hatırlıyordu.
Gece boyunca yaşananlar zihninde film şeridi gibi akıyordu. Zeynep’in dilinin sıcaklığı, vajinasının sıkılığı, orgazmlarının şiddeti… Her detay canlıydı. Onur, yastığa yüzünü gömdü. Belki de bu tür geceler, yalnızlığını biraz olsun unutturuyordu. Ama bir yanıyla da daha fazla istiyordu. Zeynep’in gülüşü, iniltisi, dokunuşu… Hepsi aklına kazınmıştı.
Sabah ışıkları perde aralarından süzülürken, Onur hâlâ o anların etkisindeydi. Bedeni yorgun ama tatmin olmuştu. Belki bir sonraki sefer, daha uzun kalırlardı. Belki de yeni pozisyonlar denerlerdi. Aklından geçen fanteziler, onu tekrar heyecanlandırıyordu. Beşiktaş’ın o geceki esintisi, hâlâ odada dolaşıyor gibiydi. Teninin hatırası, dudaklarının tadı, iniltilerinin yankısı… Hepsi zihninde taze duruyordu. Onur, gözlerini kapattı ve o anları bir kez daha yaşadı.
Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski bina...
Harbiye’nin dar ve kalabalık sokaklarında yürürken, akşamın ılık rüzgârı tenime çarpıyordu. Harbiye’n...
İstanbul’un moda ve gece hayatıyla ünlü semti Osmanbey’in ışıklı caddelerinde, her şey “osmanbey escort” a...
Çerkezköy Vip’in loş, modern odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendini b...
İstanbul’un hareketli semtlerinden biri olan Mecidiyeköy’ün gece ışıkları altında, her şey “mecidiyeköy escort&rdqu...
İstanbul’un Boğaz kıyısındaki en bilinen semtlerinden biri olan Ortaköy’ün cami ve sahil kenarındaki ışıklı sokakların...
Çatalca Vip’in loş, doğa manzaralı odasında, İstanbul’un kuzeybatı yakasının gece sessizliği uzaktan hissedilirken Eli...
Darıca Vip, Marmara’nın kıyısında, yeşil tepelerin eteğinde yükselen o modern sahil villasının adıydı. Gece, denizden gelen haf...
Edirne Vip’in loş, tarihi dokulu odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendi...
İstanbul’un kalbinde, Şişli’nin neon ışıklarıyla aydınlanan dar sokaklarında geçen o gece, her şey “şişli escort&rd...