Cihangir Sarışın, dar ve dik yokuşlardan birinde durmuş, arkasındaki Boğaz manzarasına bakıyordu. Akşamüstü ışığı binaların üzerinde altın rengi bir tabaka bırakmış, Cihangir’in eski apartmanlarının pencerelerinden sızan ışıklar henüz yeni yeni yanmaya başlamıştı. Uzun, kül sarısı saçları rüzgârda hafifçe dalgalanıyor, incecik kazakının altından beliren göğüslerinin hatları her nefeste geriliyordu. Cihangir Sarışın, o akşam kimsenin bilmediği bir şey planlıyordu.
Birkaç adım ötede, antikacı vitrinine bakıyormuş gibi yapan adam onu fark etti. Gözleri, kadının dar jean’inin kalçalarına nasıl oturduğunu, ince belinin her hareketinde nasıl kıvrıldığını izliyordu. Kadın yavaşladı, adamın bakışlarını hissettiğini belli eder gibi dudağının kenarını dilinin ucuyla ıslattı. Göz göze geldiklerinde aralarında hiçbir kelimeye ihtiyaç kalmadı. Adam yaklaştı. Kadın hiçbir şey söylemeden yan sokağa saptı. Adam peşinden gitti.
Cihangir’in o meşhur dar, virajlı sokaklarından birine girdiler. Yüksek binaların arasında kalan gölgeli ara sokakta hava birden daha sıcak geldi. Kadın durdu, arkasına baktı. Adam yaklaştı. Elini uzatıp kadının beline dokundu. Dokunuş hafifti ama yeterince iddialıydı. Cihangir Sarışın, adamın elini kendi eliyle kavradı ve onu daha içerilere, eski bir apartmanın karanlık girişine doğru çekti.
Kapı kilitli değildi. İçerisi loş, nemli ve eski ahşap kokuyordu. Merdivenler dar ve gıcırtılıydı. Kadın hiçbir şey söylemeden üst kata çıkmaya başladı. Her adımda kalçaları adamın gözlerinin önünde oynuyordu. Adam dayanamadı; merdivenin ortasında kadını duvara yasladı, önden sarıldı ve dudaklarını onun boynuna bastırdı. Kadın kısa bir inilti çıkardı. Elleri adamın saçlarına gitti, başını geriye attı. Adamın dili boynunda, kulak memesinde, çenesinde geziyordu. Kadının kazağı yukarı kaymış, sütyensiz göğüsleri ortaya çıkmıştı. Adam bir eliyle birini kavradı, başparmağıyla sertleşmiş ucunu okşadı. Kadın kalçalarını öne doğru itti, adamın sertleşmiş penisini pantolonunun üzerinden hissetti.
“Yukarı…” diye fısıldadı kadın. Sesi boğuk ve ıslaktı.
Üst katta küçük bir daire vardı. Kapıyı açtıklarında içerisi boştu; sadece eski bir kanepe, yerde yığılı birkaç kutu ve pencereden süzülen loş ışık. Kadın hemen kazağını çıkardı. Göğüsleri serbest kaldığında adam nefesini tuttu. Pembe, dolgun uçlar, hafifçe sallanıyordu. Kadın jean’inin düğmesini açtı, yavaşça aşağı indirdi. Altında siyah, dantel bir külot vardı. Külotun kumaşı ıslaklıkla hafifçe koyulaşmıştı.
Adam dizlerinin üzerine çöktü. Elleri kadının kalçalarına gitti, külotu yana çekti. Dilini yavaşça kadının ıslak yarıklarına bastırdı. Kadın bir eliyle adamın saçını kavradı, diğer eliyle arkadaki duvara tutundu. Adam yavaş, ısrarlı hareketlerle dilini gezdiriyor, bazen klitorisine baskı uyguluyor, bazen daha aşağı inip içeri sokuyordu. Kadının bacakları titriyordu. Kalçaları istemsizce öne doğru itiliyordu. Adam iki parmağını da eklediğinde kadın yüksek sesle inledi. Parmaklar ıslak etin içinde kayıyor, dil ise dışarıda ritmik olarak dolaşıyordu.
Kadın dayanamadı. Adamı omuzlarından tutup ayağa kaldırdı, kanepenin üzerine itti. Pantolonunu ve boxerını tek hareketle indirdi. Adamın penisi sert, damarlı ve ıslak bir şekilde doğrulmuştu. Kadın üzerine oturdu, yavaşça kendini indirdi. İçine girerken ikisi birden derin bir nefes aldı. Kadın bir süre kıpırdamadan oturdu, sadece iç kaslarını sıkıp bırakıyordu. Sonra yavaşça salınmaya başladı. Kalçaları öne arkaya, yukarı aşağı hareket ederken göğüsleri sallanıyor, saçları omuzlarına dökülüyordu.
Adam ellerini kadının beline koydu, tempo tutmaya çalıştı ama kadın kontrolü elinden bırakmıyordu. Daha hızlı salınmaya başladı. Islak sesler odayı dolduruyordu. Kadının inlemeleri kesik kesik, boğuk ve açgözlüydü. Adam bir elini öne uzatıp klitorisini okşadı. Kadın bir an durdu, başını geriye attı, sonra daha sert bir şekilde inip kalkmaya başladı. Orgazmı yaklaşırken iç kasları ritmik olarak sıkılıyordu. Adam da dayanamıyordu. Birden kadını çevirdi, yüzüstü kanepenin kenarına yatırdı. Arkadan girdi. Bu sefer daha derin ve daha sert. Her vuruşta kadının kalçaları sarsılıyor, göğüsleri kanepeye sürtünüyordu.
Kadın iki eliyle kanepeye tutunmuş, yüzünü yastığa gömmüştü. Adam bir eliyle saçlarını yakaladı, hafifçe geriye çekti. Diğer eliyle kalçasını kavrayıp daha sert vuruyordu. Islak şapırtılar, tenin tenle çarpışma sesi ve kadının boğuk inlemeleri birbirine karışmıştı. Adam bir ara yavaşladı, neredeyse tamamen çıkardı, sonra yavaş yavaş tekrar girdi. Kadın sabırsızlandı, kalçalarını geriye doğru itti. Adam gülümsedi, bu sefer hızını arttırdı. Vuruşlar kısa, sert ve derindi.
Kadın birden titremeye başladı. İç kasları adamın penisini sıkıca kavradı, vücudu sarsıldı. Orgazmı uzun ve şiddetliydi. Adam da aynı anda boşaldı; sıcak, yoğun ve derin. Bir süre öyle kaldılar. Adam hâlâ içindeyken kadının sırtına eğildi, boynunu öptü. Kadın yavaşça nefes alıp veriyordu.
Birkaç dakika sonra adam geriye çekildi. Kadın döndü, kanepenin üzerine uzandı. Bacakları hâlâ hafifçe açık, göğüsleri yükselişli nefeslerle inip kalkıyordu. Adam yanına uzandı. Bir süre sessizce yattılar. Dışarıdan Cihangir’in akşam sesleri geliyordu; uzak bir korna, kedi miyavlaması, yan binadan süzülen müzik.
Kadın yan döndü, adamın göğsüne elini koydu. Parmakları yavaşça aşağı doğru kaydı. Adamın penisi hâlâ yarı sertti. Kadın eliyle kavradı, yavaşça okşamaya başladı. Adam gözlerini kapattı. Kadının eli maharetliydi; bazen sadece ucunu, bazen tüm boyunu, bazen de testislerini okşuyordu. Kısa sürede adam tekrar sertleşti. Kadın gülümsedi, aşağı doğru kaydı. Dilini yavaşça ucuna bastırdı, sonra ağzını açıp içeri aldı. Islak, sıcak ve derin. Başını yavaşça yukarı aşağı hareket ettirirken bir eliyle de tabanını kavrayıp sıkıyordu. Adam inledi. Kadın tempo arttırdı, bazen derin alıyor, bazen sadece ucunu emip diliyle oynuyordu.
Adam dayanamadı. Kadını tekrar yukarı çekti, sırtüstü yatırdı. Bu sefer bacaklarını omuzlarına aldı. Daha derin girdi. Her vuruşta kadının göğüsleri sarsılıyor, ağzından kısa inlemeler dökülüyordu. Adam yavaşladı, neredeyse çıkardı, sonra tekrar sertçe girdi. Kadın tırnaklarını adamın sırtına geçirdi. Tempo yeniden yükseldi. Oda yine ıslak seslerle, nefeslerle ve inlemelerle doldu.
Bu sefer daha uzun sürdü. Adam bazen yavaşlıyor, bazen hızlanıyor, bazen tamamen durup sadece içinde kıpırdatıyordu. Kadın her duruşta sabırsızlanıyor, kalçalarını öne doğru itiyordu. Sonunda ikisi de tekrar doruğa ulaştı. Adam boşalırken kadının içindeki sıcaklığı hissetti; kadın da aynı anda titreyerek boşaldı.
Sonrasında yan yana uzandılar. Terli tenleri birbirine yapışmıştı. Kadın başını adamın göğsüne yasladı. Parmakları adamın göğsünde geziyordu. Dışarıda hava tamamen kararmıştı. Cihangir’in sokak lambaları yanmış, yokuşlar ışıl ışıl görünüyordu.
Kadın fısıldadı: “Bir daha yapacak mıyız?”
Adam gülümsedi, elini kadının kalçasına koydu, parmaklarını yavaşça araya doğru kaydırdı. Kadın çoktan tekrar ıslanmıştı. Adam iki parmağını içeri soktu, yavaşça hareket ettirmeye başladı. Kadın inledi, bacağını adamın üzerine attı. Parmaklar ıslak etin içinde kayıyor, başparmak ise dışarıda klitorisi okşuyordu. Kadın kısa sürede tekrar gerildi. Adam parmaklarını çıkardı, yerine tekrar penisini yerleştirdi. Bu sefer yan yatarak, yavaş ve derin. Her hareket daha uzun, daha dolu geliyordu. Kadın adamın boynuna yüzünü gömmüş, inlemelerini boğuk boğuk çıkarıyordu.
Saatler ilerledi. Odanın loş ışığında bedenler birbirine dolanmış, terlemiş ve yorgun düşmüştü. Ama her seferinde biri diğerini tekrar ateşliyordu. Kadın bazen üstte oluyor, kalçalarını yavaş yavaş sallıyor, bazen adam onu duvara yaslıyor, ayakta sikiyordu. Bir ara yere indiler; soğuk parke üzerinde, dizlerinin üzerinde, kadının saçlarını arkadan tutarak. Her pozisyonda Cihangir’in o nemli, eski ahşap kokusu pencereden süzülüyor, tenlerini daha da yapışkan hale getiriyordu.
Gece yarısını geçmişti. Kadın sonunda adamın üzerine uzandı, nefes nefese. İçinde hâlâ doluydu. Adamın elleri yavaşça sırtını okşuyordu. Dışarıda Cihangir artık daha sessizdi. Sadece uzak bir motosiklet sesi ve kedilerin gece kavgası duyuluyordu.
Kadın başını kaldırdı, adamın gözlerine baktı. “Sabah da devam ederiz,” dedi. Sesi kısık ve tatmin olmuştu.
Adam gülümsedi, elini kadının kalçasına götürüp sıktı. “Sabaha kadar uyumayacağız zaten.”
Kadın güldü, sonra öpüşmeye başladılar. Öpücük yavaş yavaş derinleşti. Dil dolaştı, dişler dudakları ısırdı. Adamın penisi yeniden sertleşmeye başlamıştı. Kadın hissetti, kalçalarını hafifçe kıpırdattı. İçine daha da yerleşti. Yavaş yavaş salınmaya başladı. Bu sefer acele yoktu. Sadece uzun, derin, ıslak hareketler. Göğüsleri adamın göğsüne sürtünüyor, saçları yüzüne dökülüyordu. Adam ellerini kadının kalçalarına koydu, tempo tuttu. Oda yine inlemelerle, ıslak seslerle doldu.
Güneş doğmaya yakın, ikisi de tükenmiş halde kanepede yatıyorlardı. Kadının başı adamın kolunda, bacakları birbirine dolanmıştı. Cihangir’in sabah esintisi pencereden içeri süzülüyor, terli tenlerini serinletiyordu. Kadın gözlerini araladı, dışarıdaki gri gökyüzüne baktı. Sonra tekrar kapattı. Adamın eli hâlâ belindeydi, parmakları yavaşça tenini okşuyordu.
Bir süre sonra kadın tekrar kıpırdandı. Elini aşağı indirdi, adamın yarım sert penisini kavradı. Yavaşça okşadı. Adam uyku mahmurluğuyla inledi. Kadın gülümsedi, üzerine çıktı, yavaşça kendini indirdi. Bu sefer çok yavaştı. Her iniş uzun sürüyor, her çıkışta neredeyse tamamen çıkıyor, sonra tekrar doluyordu. Adam gözlerini açtı, ellerini kadının beline koydu. Kadın başını geriye atmış, gözleri yarı kapalı, dudakları aralıktı. Göğüsleri her hareketle sallanıyor, uçları sertleşmişti. Adam bir elini öne uzatıp birini kavradı, parmaklarıyla oynadı. Kadın tempo arttırdı. Islak sesler yeniden yükseldi. Bu sefer orgazmları daha yumuşak ama daha uzundu. Kadın titreyerek adamın üzerine yığıldı. Adam da aynı anda boşaldı.
Sonrasında uzun süre kıpırdamadılar. Sabah ışığı odaya dolmaya başlamıştı. Cihangir uyanıyordu. Uzaktan ezan sesi, sonra martılar, sonra yokuşun ilk arabaları duyuluyordu. Kadın nihayet doğruldu, saçlarını geriye attı. Göğüsleri hâlâ çıplaktı, teni ter ve tükürük izleriyle parlaktı. Adam onu izliyordu. Kadın ayağa kalktı, pencereye yürüdü. Perdeyi biraz araladı. Dışarıda Cihangir’in tanıdık silueti vardı; eski binalar, dar sokaklar, Boğaz’ın gri yüzeyi.
Adam arkasından geldi, belinden sarıldı. Elleri önden göğüslerine gitti, yavaşça kavradı. Kadın başını geriye, adamın omzuna yasladı. Adamın penisi kalçalarına sürtünüyordu. Kadın gülümsedi, kalçalarını hafifçe geriye doğru itti. Adam anladı. Bir elini aşağı indirdi, kadının bacaklarını ayırdı, yavaşça arkadan girdi. Kadın pencereye tutundu. Dışarıdaki sabah ışığında, Cihangir’in uyanışını izlerken adam onu yavaş yavaş sikiyordu. Her vuruş derin ve kontrollüydü. Kadının inlemeleri kısık, neredeyse fısıltı gibiydi. Adam bir eliyle klitorisini okşuyor, diğer eliyle göğsünü kavrıyordu. Tempo yavaş yavaş yükseldi. Kadın titremeye başladığında adam hızlandı. Orgazm ikisini de aynı anda sardı. Kadın pencereden sızan ışığa karşı titrerken adam arkadan boşaldı.
Sonra yine yere yığıldılar. Bu sefer gerçekten bitkindiler. Kadın adamın kollarına kıvrıldı. Gözleri kapanıyordu. Adam saçlarını okşadı. Dışarıda Cihangir tamamen uyanmıştı. Ama içeride, o loş odada, iki beden hâlâ birbirine yapışıktı. Ter, tükürük, meni ve eski ahşap kokusu karışmıştı. Kadın uykuya dalmadan önce mırıldandı: “Akşam yine gelirim…”
Adam cevap vermedi. Sadece kollarını biraz daha sıktı. Cihangir’in sabah ışığı yavaş yavaş odayı doldururken, ikisi de derin bir uykuya daldı.
Harbiye’nin dar ve kalabalık sokaklarında yürürken, akşamın ılık rüzgârı tenime çarpıyordu. Harbiye’n...
Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski bina...
İstanbul’un moda ve gece hayatıyla ünlü semti Osmanbey’in ışıklı caddelerinde, her şey “osmanbey escort” a...
Çerkezköy Vip’in loş, modern odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendini b...
İstanbul’un Boğaz kıyısındaki en bilinen semtlerinden biri olan Ortaköy’ün cami ve sahil kenarındaki ışıklı sokakların...
Çatalca Vip’in loş, doğa manzaralı odasında, İstanbul’un kuzeybatı yakasının gece sessizliği uzaktan hissedilirken Eli...
Darıca Vip, Marmara’nın kıyısında, yeşil tepelerin eteğinde yükselen o modern sahil villasının adıydı. Gece, denizden gelen haf...
Edirne Vip’in loş, tarihi dokulu odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendi...
İstanbul’un kalbinde, Şişli’nin neon ışıklarıyla aydınlanan dar sokaklarında geçen o gece, her şey “şişli escort&rd...
İstanbul’un hareketli semtlerinden biri olan Mecidiyeköy’ün gece ışıkları altında, her şey “mecidiyeköy escort&rdqu...