Kazasker’in dar yokuşlarında akşamüstü rüzgârı eserken, Deniz adımlarını yavaşlattı. Güneş batmak üzereydi; gökyüzü turuncu ve mor tonlara bürünmüş, kaldırım taşları hâlâ sıcaktı. Kazasker’de yaşamak, bazen bu kadar çıplak bir arzuyla karşılaşmak demekti. Birkaç cümle sonra aynı isim yine aklına geldi: Kazasker’in o sessiz ara sokaklarında, kimsenin bakmadığı pencerelerin ardında neler yaşanabileceğini çok iyi biliyordu.
Deniz, yirmi dokuz yaşındaydı. Uzun kumral saçlarını gevşek bir topuz yapmış, ince beyaz bluzunun düğmelerini bilerek biraz açık bırakmıştı. Telefonundaki mesaj hâlâ ekranda duruyordu: “Kapı açık. Gel. Bekliyorum.” Gönderen, iki aydır tanıştığı Aras’tı. Aras, Kazasker’de eski bir apartmanın üçüncü katında oturuyordu. Geniş omuzları, koyu sakalı ve her bakışında sanki daha fazlasını istiyormuş gibi bakan o gözleriyle Deniz’i ilk buluşmada ele geçirmişti.
Merdivenleri çıkarken kalbi hızlandı. Kapı gerçekten aralıktı. İçeri girdiğinde loş ışık, duvardaki eski plaklar ve yerdeki kalın kilim onu karşıladı. Aras, salondaki kanepeye yaslanmış, siyah bir tişört ve gri eşofman altıyla oturuyordu. Gözleri Deniz’i baştan aşağı süzdü.
“Geldin,” dedi sesi alçak ve kalın. “Çok uzun sürdü.”
Deniz kapıyı arkasından kapattı. “Yolda düşündüm. Buraya gelirken her adımda daha çok ıslandığımı fark ettim.”
Aras gülümsedi, elini uzattı. Deniz’i kendine çekti. Öpücük yavaş başladı; dudaklar birbirini tanıdı, sonra dil, diş, nefes. Aras’ın eli beline kaydı, eteğinin altından yukarı doğru ilerledi. Parmakları uyluğunun içini okşarken Deniz hafifçe inledi. Aras’ın parmakları külotunun kenarına ulaştığında, kumaşın ne kadar ıslak olduğunu hissetti.
“Böyle mi geldin?” diye fısıldadı kulağına. “Sokakta yürürken bile aklın burada mıydı?”
Deniz başını salladı. Aras onu kanepenin kenarına doğru itti, eteğini beline kadar sıyırdı. Külotunu yavaşça indirdi. Deniz’in bacakları ayrıldı. Aras dizlerinin üzerine çöktü. Sıcak nefesi klitorisine değdiğinde Deniz’in dizleri titredi. Dili yavaş, ısrarlı hareketlerle kaydı; bazen emdi, bazen sadece ucuyla okşadı. Deniz’in elleri Aras’ın saçlarına gömüldü. Kalçaları istemsizce öne doğru itiliyordu. Aras iki parmağını yavaşça içeri soktu, dilini hiç durdurmadan ritmi hızlandırdı. Deniz’in inlemeleri salonda yankılandı. Birkaç dakika içinde vücudu gerildi, kasıldı, sonra boşaldı. Aras onu yalamaya devam etti, ta ki Deniz’in bacakları titreyip onu geri çekmeye çalışana kadar.
Aras ayağa kalktı, tişörtünü çıkardı. Deniz’in elleri hemen göğsüne, sonra eşofmanının beline gitti. Aşağı indirdiğinde sertliği ortaya çıktı; kalın, damarlı, ucu parlak. Deniz dizlerinin üzerine çöktü. Önce dilinin ucuyla yaladı, sonra ağzını açıp yavaşça aldı. Aras’ın eli saçlarına dolandı, ama zorlamadı; sadece ritmi hissetmesini sağladı. Deniz boğazının gerisine kadar aldı, gözleri yaşardı, ama bırakmadı. Tükürüğü çenesine aktı. Aras’ın nefesleri hızlandı.
“Yeter,” dedi aniden. “Yatağa.”
Yatak odası küçük ama sıcaktı. Aras Deniz’i yatağa yatırdı, bluzunun düğmelerini tek tek açtı. Sütyenini çıkardı, memelerini avuçladı, meme uçlarını parmaklarıyla oynattı, sonra ağzına aldı. Emme, ısırma, yalama… Deniz’in beli kalkıyordu. Aras bacaklarını ayırdı, sertliğini yavaşça sürttü. Sonra bir hamlede içine girdi. Deniz yüksek sesle inledi. Aras hareket etmeye başladı; derin, sert, kontrollü. Her girişte Deniz’in tırnakları sırtına gömülüyordu.
“Daha sert,” diye fısıldadı Deniz. “Lütfen.”
Aras onu çevirdi, dizlerinin üstüne getirdi. Arkadan girdi. Bir eliyle saçlarını yakaladı, diğer eliyle belini kavradı. Vuruşlar hızlandı. Odada sadece ten sesleri, nefesler ve ıslak sesler vardı. Aras ara sıra durup sadece ucuyla oynuyor, sonra tekrar derine dalıyordu. Deniz ikinci kez boşaldığında, Aras onu sırtüstü çevirdi, bacaklarını omuzlarına aldı ve daha da derinleşti. Göz göze geldiler. Aras’ın alnından ter damlıyordu.
“İçine mi?” diye sordu.
Deniz başını salladı. “İçime boşal.”
Aras birkaç sert hamleden sonra gerildi, inledi ve boşağı Deniz’in içine aktı. Bir süre öyle kaldılar; nefesleri yavaş yavaş sakinleşti. Aras yanına uzandı, elini Deniz’in karnına koydu. Parmağıyla yavaşça klitorisini okşamaya başladı. Deniz hâlâ hassastı ama uzaklaşmadı. Aras’ın parmakları yumuşak, ısrarcı hareketlerle dolaştı. Üçüncü orgazm daha yumuşak, daha uzun sürdü. Deniz’in vücudu hafifçe sarsıldı, sonra gevşedi.
Bir süre sessizce yattılar. Aras’ın parmakları hâlâ bacaklarının arasında, yavaşça okşuyordu.
“Kazasker’de böyle geceler… alışkanlık olur,” dedi Aras.
Deniz gülümsedi. “O zaman daha sık gelmem lazım.”
Aras onu öptü. Bu sefer yavaş, derin, tatlı. Sonra elini tekrar aşağı indirdi. Deniz’in bacakları istemsizce açıldı. Aras parmaklarını içine soktu, başparmağıyla klitorisini ovdu. Deniz’in nefesi yine hızlandı. Aras yavaş yavaş aşağı kaydı, dilini tekrar kullandı. Bu sefer daha nazik, daha uzun sürdü. Deniz’in elleri çarşafa tutundu. Dördüncü orgazm geldiğinde sesi boğuk çıktı; neredeyse ağlıyormuş gibi.
Aras yukarı çıktı, onu kucakladı. Sertliği yine kalkmıştı. Deniz elini uzattı, yavaşça sıvazladı. Sonra üzerine çıktı. Yavaşça oturdu, içine aldı. Kalçalarını sallamaya başladı. Aras’ın elleri kalçalarında, bazen sıkıyor, bazen bırakıyordu. Deniz öne eğildi, memelerini Aras’ın ağzına verdi. Aras emdi, ısırdı, dilini gezdirdi. Deniz’in hareketleri hızlandı. Bu sefer birlikte boşaldılar; Deniz önde, Aras hemen ardından. Sıcaklık yine içine yayıldı.
Sonra yan yana uzandılar. Terleri birbirine karışmıştı. Aras’ın parmağı Deniz’in memesinde geziyor, ara sıra uçunu sıkıyordu.
“Daha bitmedik,” dedi Aras. “Gece uzun.”
Deniz gülümsedi. “O zaman göster.”
Aras ayağa kalktı, Deniz’i kollarından tutup kaldırdı. Onu duvara yasladı. Bacaklarını iki yana açtırdı, sertliğini tekrar içine sürdü. Ayakta, duvara yaslı, sert ve hızlı. Deniz’in sırtı duvara sürtünüyordu. Aras bir eliyle boğazını hafifçe kavradı, diğer eliyle kalçasını tuttu. Her vuruşta Deniz’in inlemesi daha yüksek çıkıyordu. Aras yavaşladı, sadece ucuyla oynadı, sonra tekrar derine indi. Bu oyun birkaç kez tekrarlandı. Deniz neredeyse yalvarıyordu.
“Lütfen… bırak boşalayım.”
Aras gülümsedi, hızlandı. Deniz’in vücudu gerildi, kasıldı, sonra boşaldı. Aras da hemen ardından geldi; bu sefer dışarı çekti, sütünü Deniz’in karnına ve memelerine boşalttı. Parmaklarıyla yaydı, sonra o parmakları Deniz’in ağzına götürdü. Deniz emdi.
Yatağa geri döndüler. Bu sefer daha yavaş, daha uzun sürdüler. Aras Deniz’i yan yatırdı, arkadan girdi. Bir eliyle memesini, diğer eliyle klitorisini okşadı. Yavaş, derin, ritmik. Deniz’in gözleri kapalıydı; sadece hissediyordu. Aras ara sıra durup sadece parmaklarını kullanıyor, sonra tekrar içine giriyordu. Saatler ilerledikçe orgazmlar birbirine karıştı. Deniz artık sayamıyordu.
Gece yarısını geçmişti. Aras Deniz’i yine sırtüstü yatırdı, bacaklarını geniş açtı. Dilini kullandı; bu sefer çok yavaş, çok dikkatli. Her yalama, her emiş, Deniz’i titretiyordu. Aras iki parmağını soktu, kıvrımlı hareketlerle içini okşadı. Deniz’in beli kalkıyordu. Aras dilini hiç durdurmadan parmaklarını hızlandırdı. Deniz yüksek sesle inledi, boşaldı, sonra hemen ardından yine boşaldı. Vücudu sarsılıyordu.
Aras yukarı çıktı, öptü. Tadı karışıktı. Sonra sertliğini yavaşça sürttü ve içine girdi. Bu sefer çok yavaştı. Her giriş uzun, her çıkış daha da uzun. Göz göze bakıyorlardı. Aras ara sıra durup sadece içerde bekliyordu. Deniz’in iç kasları onu sıkıyordu. Aras’ın nefesi boğuklaştı.
“Senin içinde… çok güzel,” diye fısıldadı.
Deniz bacaklarını beline doladı. “Daha derine.”
Aras itti. Derinleşti. Hareketler yavaş yavaş hızlandı. Yatak gıcırtı çıkarıyordu. Deniz’in tırnakları yine sırtına gömüldü. Aras bir eliyle boğazını hafifçe sıktı, diğer eliyle klitorisini ovdu. Deniz’in gözleri bulandı. Boşaldı. Aras da hemen ardından; bu sefer uzun uzun, titreye titreye içine aktı.
Sonra yattılar. Aras’ın eli hâlâ Deniz’in bacaklarının arasında, yavaşça okşuyordu. Deniz’in nefesi sakinleşmişti ama vücudu hâlâ hassastı. Aras parmağını yavaşça soktu, çıkardı, soktu. Deniz uzaklaşmadı. Aras eğildi, meme ucunu emdi. Parmağıyla ritmi sürdürdü. Deniz’in kalçaları yine hareket etmeye başladı. Beşinci… altıncı… artık fark etmiyordu. Sadece o parmaklar, o dil, o sıcaklık vardı.
Sabaha karşı, Aras yine sertleşmişti. Deniz onu eliyle sıvazladı, sonra ağzına aldı. Yavaş yavaş yaladı, emdi, boğazına kadar aldı. Aras’ın eli saçlarındaydı. Deniz bırakmadı. Aras boşaldığında, Deniz hepsini yuttu, sonra dilini temizledi.
Yan yana uzandılar. Aras Deniz’i kucakladı.
“Kazasker’de böyle bir gece daha ister misin?” diye sordu.
Deniz gülümsedi, elini Aras’ın sertliğine götürdü. Hâlâ sıcaktı, hâlâ doluydu.
“Yarın akşam yine gelirim,” dedi. “Kapı yine açık olsun.”
Aras onu öptü. Deniz’in bacakları yine açıldı. Aras’ın parmakları yine içeri girdi. Gece bitmemişti. Kazasker’in o loş odasında, iki beden birbirini yeniden keşfetmeye devam etti; yavaş, ıslak, bitmek bilmeyen bir arzuyla. Deniz’in inlemeleri, Aras’ın nefesleri, tenlerin sürtünmesi… Sabahın ilk ışıkları pencereye vurana kadar sürdü. Ve o ışıklar içeri sızdığında bile, eller hâlâ hareket halindeydi, dudaklar hâlâ arıyordu, bedenler hâlâ birbirinin içinde kaybolmak istiyordu.
Deniz, Aras’ın omzuna yaslanmış, parmaklarını göğsünde gezdirirken fısıldadı: “Bir daha… bir kez daha.”
Aras gülümsedi, onu üstüne çekti. Deniz yavaşça oturdu, içine aldı. Kalçalarını sallamaya başladı. Bu sefer daha yavaş, daha uzun, daha derin. Aras’ın elleri kalçalarında, belinde, memelerinde geziniyordu. Deniz öne eğildi, saçları Aras’ın yüzüne döküldü. Öpüştüler. Hareketler hızlandı. Deniz boşaldı. Aras da. Sonra yine yattılar. Ama eller hiç durmuyordu. Parmaklar, diller, nefesler… Kazasker’in o sabahında, arzu hâlâ canlıydı. Ve ikisi de bırakmak istemiyordu.
Harbiye’nin dar ve kalabalık sokaklarında yürürken, akşamın ılık rüzgârı tenime çarpıyordu. Harbiye’n...
Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski bina...
İstanbul’un moda ve gece hayatıyla ünlü semti Osmanbey’in ışıklı caddelerinde, her şey “osmanbey escort” a...
Çerkezköy Vip’in loş, modern odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendini b...
Çatalca Vip’in loş, doğa manzaralı odasında, İstanbul’un kuzeybatı yakasının gece sessizliği uzaktan hissedilirken Eli...
Darıca Vip, Marmara’nın kıyısında, yeşil tepelerin eteğinde yükselen o modern sahil villasının adıydı. Gece, denizden gelen haf...
Edirne Vip’in loş, tarihi dokulu odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendi...
İstanbul’un hareketli semtlerinden biri olan Mecidiyeköy’ün gece ışıkları altında, her şey “mecidiyeköy escort&rdqu...
İstanbul’un Boğaz kıyısındaki en bilinen semtlerinden biri olan Ortaköy’ün cami ve sahil kenarındaki ışıklı sokakların...
Düzce Vip’in loş, orman manzaralı odasında, Karadeniz’in gece serinliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez ken...