Levent Esmer, o gece gökdelenlerin arasında loş bir ara sokakta belirmişti. Neon ışıkların cılız yansımasında sigarasını yakıyor, dumanını yavaşça üflüyordu. Siyah saçları omuzlarına dökülmüş, incecik koyu bluzunun altındaki dolgun göğüsleri her nefeste hafifçe salınıyordu. Gözleri karanlık, dudakları hafif aralıktı. Yanına yaklaştığımda başını çevirdi, yavaşça gülümsedi. “Merhaba” dedim. Sesim alçaktı. O da aynı tonda cevap verdi: “Levent Esmer derler bana.” O iki kelime geceye karıştı, içimde bir ateş tutuştu.
Birkaç adım daha attım. Elini tuttum; parmakları serin ama avucu sıcaktı. Konuşmadan peşimden sürükledi, yüksek binaların gölgesindeki daha loş bir köşeye saptık. Cam cephelerin arasında, kimsenin geçmediği bir nişte durduk. Bluzunun düğmelerini yavaşça açtım. Göğüsleri serbest kaldığında avuçlarımın içine oturdular; meme uçları çoktan sertleşmişti. Ağzımı birine götürdüm, dilimle daireler çizdim, hafifçe emdim. İnledi, parmaklarını saçlarıma geçirdi ve bastırdı. “Daha sert…” diye fısıldadı. Dişlerimi geçirdim, diğer elimle eteğinin altından kalçalarına süzüldüm. Külotsuzdu. Islaklığı parmaklarıma yayıldı. İki parmağımı yavaşça araladım, içeri kaydırdım. Sıcak, dar ve titreşimliydi. Başparmağımla klitorisine bastırırken ritmi kurdum. Bacakları titredi, sırtını soğuk cama yasladı.
Diz çöktüm. Eteğini beline kadar sıyırdım ve dilimi o ıslak yarığa yapıştırdım. Tadı tuzlu ve keskindi. Yavaş yavaş yaladım, dilimi içeri soktum, sonra klitorisine odaklandım. Emerek, yalayarak, hafifçe ısırarak. Parmaklarımı yeniden içine soktum, bu kez üç. Camın soğukluğu sırtına değiyor, benim dilim altını yakıyordu. Birkaç dakika içinde titremeye başladı. Bacakları sarsıldı, bir eliyle ağzını kapattı ama iniltisi yine de sızdı. Orgazmı gelirken içindeki duvarlar parmaklarımı sıktı, sıvısı dilime aktı. O anı uzattım; her titreşimini yutarak.
Ayağa kalktım. Hâlâ nefes nefese olan kadının yüzüne baktım. Gözlerinde ateş vardı. “Şimdi sen” dedi ve elini pantolonumun üzerine koydu. Fermuarı indirdi, elini içeri soktu. Sertleşmiş sikimi avucuna aldı, yavaşça sıvazladı. Başparmağıyla ucundaki damlacığı yaydı. Sonra diz çöktü. Ağzını açtı ve başımı içeri aldı. Sıcak, ıslak dilini alt tarafa sürterek emdi. Derinlere indirdi, boğazının darlığı sikimi sıktı. Elini kullanarak tempoyu artırdı. Saçlarını tuttum, yavaşça ileri geri hareket ettirdim. Tükürüğü çenesinden akıyordu, gözleri bana bakıyordu. O bakış, boyun eğmiş gibi değil, kontrolü elinde tutan bir yırtıcı gibiydi. Bir süre sonra ayağa kalktı, pantolonumu tamamen indirdi ve bana arkasını döndü. Ellerini cama koydu, bacaklarını açtı.
Sikimi yavaşça arasına sürttüm. Islaklığıyla kayganlaşmıştı. Ucu içeri girerken ikimiz de nefesimizi tuttuk. Yavaş yavaş gömüldüm. Darlığı her santimde hissediliyordu. Tamamen içine girdiğimde kalçalarına tutundum ve ritmi kurdum. İlk başta yavaş, derin. Her girişimde kalçaları geriye doğru geliyordu. Sonra tempo arttı. Deri sesleri sokağın sessizliğinde yankılanıyordu. Bir elimi öne uzattım, klitorisine bastırdım. Diğer elimle bir göğsünü sıktım, meme ucunu parmaklarımın arasında ezdım. “Daha hızlı” diye inledi. İsteklerine uydum. Sert, hızlı darbelerle içine giriyordum. Her seferinde biraz daha derine. Sırtı terlemişti, omuz bıçakları belirginleşmişti. Saçlarını tuttum, başını hafifçe geriye çektim. Boyun eğmiş boynu ortaya çıktı; oraya dişlerimi geçirdim, emerken ısırdım. İniltisi yükseldi.
Bir ara onu çevirdim. Yüz yüze. Bacaklarını belime doladı, cama yaslayarak kaldırdım. Ağırlığımı hissederek içine gömüldüm. Bu pozisyonda daha derindi. Göz göze bakarak hareket ettim. Dudaklarını yakaladım, dilini emdim. Öpüşürken kalçalarımın ritmi hiç bozulmadı. Terimiz birbirine karışıyordu. Elleri sırtıma geçti, tırnaklarını kazıdı. Acı ve zevk aynı anda. Birkaç sert darbeden sonra titremeye başladı yine. İçindeki kaslar sikimi sıkıca kavradı, sıvısı bacaklarımdan aşağı aktı. O orgazmın ortasında ben de bırakmaya yaklaştım ama dayandım. Onu indirdim, dizlerinin üstüne çöktürdüm. Ağzını açtırdım ve sikimi yeniden dudaklarının arasına verdim. Hâlâ ıslak ve sıcak. Emerek temizledi. Sonra ayağa kalktım, onu elinden tuttum ve yakındaki boş bir ofis binasının yan girişine doğru çektim.
Girişin loş koridorunda kimse yoktu. Orada pantolonumu yeniden indirdim, onu ters çevirip bir mermer sütuna doğru eğdim. Elleri soğuk mermere yaslandı, kalçaları havada. Bu sefer daha sert girdim. Her darbede bedeni sarsılıyordu. Bir elimi beline koydum, diğerini saçlarına. “Söyle adını” dedim. “Levent Esmer” diye inledi, sesi boğuk ve kırılgandı. O kelimeleri duyunca içimdeki ateş daha da alevlendi. Tempo çılgınlaştı. Deri sesleri, iniltiler, nefesler birbirine karıştı. Bir elini geriye uzattı, kalçama tutundu, daha derine çekmeye çalıştı. Verdim. Her şeyin sonuna yaklaşıyordum. Aniden onu çevirdim, mermere oturttum, bacaklarını açtım ve diz çöktüm. Dilimi yeniden o şişmiş, kırmızı yarığa yapıştırdım. Hâlâ titrekti. Yaladım, emdim, parmaklarımı soktum. İkinci orgazmı daha şiddetli geldi; bacakları omuzlarıma kilitlendi, bedeni kıvrıldı.
Ayağa kalktım. O hâlâ nefes alırken sikimi eline verdi. Sıvazladı, sonra ağzına aldı yine. Bu kez daha derin, daha istekli. Ellerimle başını tuttum, yavaşça boğazına doğru ittim. Gözleri sulandı ama bırakmadı. O an dayanamadım. Çekildim, elini tuttum ve sikimi avucuna koydum. Sıcak sıvım fışkırırken parmaklarının arasından aktı, göğüslerine damladı. O da elini yaladı, dilini uzatarak tadına baktı. Gözlerinde hâlâ o aynı ateş vardı.
Bir süre orada, koridorun loşluğunda oturduk. Nefeslerimiz yavaş yavaş düzene girdi. Bluzunu düğmeledi, eteğini indirdi. Ben pantolonumu çektim. Dışarı çıktığımızda sokak hâlâ ıssızdı ama biz artık başka bir şeydik. Elini tuttum, parmaklarımın arasında kaybetmemek için sıktım. “Yine görüşürüz” dedim. Gülümsedi. “Levent’te her gece buradayım” diye fısıldadı. Sonra karanlığa karıştı, saçları rüzgârda savrulurken kayboldu.
O geceden sonra her şey değişti. Her akşam aynı ara sokağa gittim, onu aradım. Bazen buldum, bazen sadece izini. Bir gece yine aynı neon ışığının altında gördüm. Sigarasını yakıyordu. Yanına yaklaştım. Hiç konuşmadan elimi tuttu ve beni peşinden sürükledi. Bu kez boş bir otoparkın en alt katına girdik. Kapıyı kapattığı an üzerime atıldı. Öpücükleri vahşiydi. Elbiselerini yırttım, benzinı çıkardım. Soğuk betona savrulduk. Bu kez daha yavaş, daha uzun. Saatlerce birbirimizi keşfettik. Her deliğini, her iniltisini, her titreşimini. Gece boyunca birkaç kez daha boşaldık. Sabaha karşı yorgun bedenlerimiz birbirine dolanmış yatıyordu.
Sabah ışığı rampa aralığından süzülürken uyandım. Yanımda yoktu. Sadece bir not: “Yine gel.” Altında imza yoktu ama biliyordum. Levent Esmer. O isim artık sadece bir lakap değil, bir takıntıydı. Her gece aynı ateşi aradım. Bazen parkta, bazen bir arabanın arka koltuğunda, bazen gökdelenlerin gölgesinde. Her seferinde bedenleri daha tanıdık, zevkleri daha derinleşiyordu. Bir gece onu bağladım. Eski bir demir korkuluğa, yumuşak kumaşlarla. Gözlerini kapattım. Ellerim ve dilimle her yerini işkenceye çevirdim. Orgazmlarını saymayı bıraktım. Ağzına, göğüslerine, bacaklarının arasına… Her yere. Sonunda bağlarını çözdüm ve o da bana aynı şeyi yaptı. Kontrolü tamamen eline aldı. Beni dizlerimin üstüne çökertti, ağzımı açtırdı, sonra arkamdan girdi. Sert, acımasız. Her darbede adımı fısıldattı. O gece bittiğinde ikimiz de titriyorduk.
Zaman geçti. Mevsimler değişti ama o ateş sönmedi. Bir kış gecesi, rüzgâr sert eserken ara sokakta buluştuk. Ellerimiz soğuktu ama bedenlerimiz yakıyordu. Boş bir avluda, ıslak taşların üzerinde, üst üste, alt alta, her pozisyonda. Rüzgâr sesleri etrafımızda uğuldarken biz de birbirimize vuruyorduk. O gece bitince saçları dağılmıştı. Gözlerine baktım. “Bu sonsuza kadar sürebilir” dedim. Gülümsedi, o aynı tehlikeli gülümsemeyle. “Belki” dedi. Sonra elini tuttum ve karanlığın içine doğru yürüdük. Levent’in o loş sokaklarında, her adımda bedenlerimiz hâlâ birbirini hatırlıyordu. Ve her gece, o isim dilimin ucundaydı: Levent Esmer.
Harbiye’nin dar ve kalabalık sokaklarında yürürken, akşamın ılık rüzgârı tenime çarpıyordu. Harbiye’n...
Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski bina...
İstanbul’un moda ve gece hayatıyla ünlü semti Osmanbey’in ışıklı caddelerinde, her şey “osmanbey escort” a...
Çerkezköy Vip’in loş, modern odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendini b...
Çatalca Vip’in loş, doğa manzaralı odasında, İstanbul’un kuzeybatı yakasının gece sessizliği uzaktan hissedilirken Eli...
Darıca Vip, Marmara’nın kıyısında, yeşil tepelerin eteğinde yükselen o modern sahil villasının adıydı. Gece, denizden gelen haf...
Edirne Vip’in loş, tarihi dokulu odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendi...
İstanbul’un hareketli semtlerinden biri olan Mecidiyeköy’ün gece ışıkları altında, her şey “mecidiyeköy escort&rdqu...
İstanbul’un Boğaz kıyısındaki en bilinen semtlerinden biri olan Ortaköy’ün cami ve sahil kenarındaki ışıklı sokakların...
Bakırköy’ün dar ve nemli sokaklarında yürürken, sıcak yaz akşamının havası tenime yapışıyordu. Bakırköy&rsq...