Paşabahçe semtinin dar sokaklarını yalıyordu. Denizden gelen tuzlu esinti, eski yalıların tahta kapılarını hafifçe sallarken, pencerelerden süzülen sarı ışıklar kaldırım taşlarına altın tozu gibi dökülüyordu. Paşabahçe’nin o meşhur cam atölyelerinin yakınındaki küçük bir kafede oturan Elif, elindeki ince belli çay bardağını avuçlarının arasında ısıtıyor, karşısındaki adamın bakışlarını hissetmekten kaçınıyordu. Birkaç cümle sonra yine aynı isim diline dolanacaktı: “Paşabahçe’de büyümek insanın ruhuna cam gibi bir kırılganlık veriyor,” demişti Kerem, sesi alçak ve boğuk. Elif başını kaldırıp ona baktı. Kerem’in koyu gözleri, dudaklarının kenarındaki hafif gülümseme, boynundaki açık gömlek düğmesi… Her şey bir anda daha sıcak, daha tehlikeli görünmüştü.Elif, otuz iki yaşında, cam sanatçısıydı. Paşabahçe’nin o eski geleneklerini modern formlara dönüştüren nadir isimlerden biriydi. Kerem ise bir galeri sahibiydi; İstanbul’un öbür yakasından gelmiş, onun son sergisini görmüş ve “Bu camlar sadece bakılmak için değil, dokunulmak için yapılmış,” demişti. O gece ikisi de aynı kafede buluşmuşlardı. Dışarıda yağmur başlamıştı. İnce damlalar camları ıslatırken içerideki hava ağırlaşıyordu.Kerem elini uzatıp Elif’in bileğine dokundu. Parmakları sıcak ve kuruydu. “Burada kalmak istemiyorum,” dedi. “Benimle gel.”Elif tereddüt etmedi. Yağmurun altında, Paşabahçe’nin ıslak taşlarını aşıp Kerem’in arabasına bindiler. Araba Boğaz’a doğru ilerlerken Elif’in kalbi göğüs kafesine çarpıyordu. Kerem’in eli direksiyondayken diğer eli onun dizine konmuştu. Parmakları yavaşça etek kumaşını yukarı çekiyor, uyluğunun iç kısmına doğru kayıyordu. Elif nefesini tuttu. Yağmurun sesi, sileceklerin ritmi, Kerem’in parmaklarının teninde bıraktığı iz… Her şey bir araya gelip onu yavaş yavaş eritiyordu.Evin kapısı kapanır kapanmaz Kerem onu duvara yasladı. Öpüşmeleri sert ve aceleciydi. Elif’in dudakları şişiyor, dili Kerem’in ağzında kayıyor, elleri adamın sırtına, boynuna, saçlarına dolanıyordu. Kerem etek fermuarını indirdi, kumaş kalçalarından aşağı kaydı. Elif’in siyah dantel külotu ıslaktı. Kerem parmağını kumaşın üzerinden kaydırırken homurdandı:“Ne kadar hazırsın…”Elif cevap vermedi. Sadece bacaklarını biraz daha açtı. Kerem diz çöküp külotu yana çekti ve dilini onun ıslak yarığına dayadı. Elif’in sırtı duvara yapıştı. Kerem’in dili yavaş, ısrarcı hareketlerle klitorisini yalıyor, bazen daha derine inip içeri giriyor, bazen de dudaklarıyla emiyordu. Elif’in parmakları Kerem’in saçlarına gömüldü. Kalçaları istemsizce ileri doğru itiliyordu. İlk orgazm hızlı ve şiddetli geldi; bacakları titredi, bir inilti boğazından koptu.Kerem ayağa kalktı, onu kucağına alıp yatak odasına taşıdı. Yatak geniş ve yumuşaktı. Elif sırtüstü yatarken Kerem gömleğini çıkardı. Göğsü geniş, karın kasları belirgindi. Elif ellerini uzatıp o kaslara dokundu, sonra kemere. Kerem pantolonunu ve boxer’ını indirdi. Sertliği ağır ve sıcak bir şekilde Elif’in avucuna düştü. Elif parmaklarını etrafına doladı, başparmağıyla ucunu okşadı. Kerem’in nefesi boğuklaştı.Elif doğrulup onu ağzına aldı. Diliyle yaladı, dudaklarını sıkıca kapatıp ileri geri hareket ettirdi. Kerem’in eli onun saçlarına gitti, ama zorlamadı; sadece ritmi tuttu. Elif daha derine inmeye çalıştı, boğazı kasıldığında gözleri sulandı. Kerem onu yavaşça geri çekti.“Yeter,” dedi sesi kısılarak. “Seni içimde hissetmek istiyorum.”Elif sırtüstü uzandı. Kerem bacaklarını ayırdı, ucunu yarığına dayayıp yavaşça içeri girdi. Elif’in içi onu sıkıca sardı. Her santimetre doluluk hissi veriyordu. Kerem tamamen içine yerleşince bir an hareketsiz kaldı, sonra yavaş tempolu hareketlere başladı. Elif’in bacakları onun beline dolandı. Her itişte yatak gıcırdıyor, Elif’in göğüsleri sarsılıyordu. Kerem eğilip bir memesini ağzına aldı, diliyle ucunu çevirirken kalçaları daha sert hareket ediyordu.Elif’in ikinci orgazmı daha derin geldi. İç kasları kasılırken Kerem’i daha sıkı kavradı. Kerem hızlandı. Ter damlaları göğsünden Elif’in karnına düşüyordu. Son birkaç sert hamleden sonra Kerem gerildi, boğuk bir iniltiyle boşaldı. Sıcaklığı Elif’in içinde yayıldı.Bir süre yan yana nefes nefese yattılar. Yağmur hâlâ yağıyordu. Kerem parmaklarını Elif’in karnında gezdirdi.“Daha bitmedi,” fısıldadı.Elif gülümsedi. Kerem onu yüzüstü çevirdi, kalçalarını kaldırdı. Bu sefer arkadan girdi. Açı daha derindi. Elif yüzünü yastığa gömdü, iniltileri boğuklaşıyordu. Kerem bir eliyle belini tutarken diğer eliyle önden klitorisini ovuyordu. Ritim yavaştan başladı, sonra hızlandı. Elif’in üçüncü orgazmı neredeyse ağlatacak kadar yoğundu. Bacakları titredi, dizleri yumuşadı. Kerem onu tuttu, birkaç hamle daha yaptı ve ikinci kez boşaldı.Gece ilerledikçe odanın havası ağırlaştı. Ter kokusu, seks kokusu, yağmurun dışarıdaki monoton sesi… Kerem Elif’i duşa götürdü. Sıcak suyun altında birbirlerini yıkadılar. Kerem’in parmakları yine Elif’in arasına girdi, bu sefer daha yavaş, daha oyuncu. Elif duvarlara yaslanıp bacaklarını açtı. Kerem diz çöküp onu tekrar yaladı. Su saçlarından akarken dilinin ısrarıyla dördüncü kez titredi.Yatağa döndüklerinde ikisi de yorgundu ama doymamışlardı. Elif bu sefer üstte oldu. Kerem’in üzerine oturdu, onu yavaşça içine aldı. Kalçalarını dairesel hareketlerle oynattı. Kerem’in elleri onun kalçalarında, göğüslerinde geziyordu. Elif öne eğilip adamın dudaklarını öptü. Ritmi hızlandırdı. Her inişinde Kerem daha derine gömülüyordu. Elif’in memeleri sallanıyor, saçları omuzlarına dökülüyordu. Kerem birden kalçalarını yukarı doğru iterek temposu değiştirdi. Elif gerildi, beşinci orgazmını yaşarken çığlık attı. Kerem onu sıkıca tutup kendi boşalmasını onun içinde tamamladı.Şafak sökerken pencereden gri bir ışık süzülüyordu. Elif Kerem’in göğsüne yaslanmıştı. Parmakları adamın göğüs kıllarında geziyordu.“Paşabahçe’ye dönecek misin?” diye sordu Kerem.Elif başını kaldırdı. “Belki. Ama önce birkaç gün daha burada kalmak istiyorum.”Kerem gülümsedi, onu öptü. Öpücük yavaş ve derindi. Elleri yeniden Elif’in vücudunda geziniyordu. Sabahın o ilk saatlerinde yeniden birbirlerine sarıldılar. Bu sefer acele yoktu. Kerem Elif’i yan yatırdı, bacağını yukarı kaldırıp arkadan yavaşça girdi. Hareketler uzun ve derin oldu. Elif’in eli arkaya uzanıp Kerem’in kalçasını kavradı. Her itişte nefesleri senkronize oluyordu. Orgazmları bu sefer daha yumuşak, daha uzun sürdü. Kerem boşalırken Elif’in boynunu öptü, ısırdı.Gün boyunca ara ara uyanıp yeniden seviştiler. Öğleden sonra mutfakta, tezgâhın üzerinde. Elif’in bacakları Kerem’in beline dolanmış, gömleği yırtık gibi açık, memeleri serbestçe sallanıyordu. Kerem sert ve hızlı sikiyordu. Tabaklar sarsılıyor, bardaklar birbirine çarpıyordu. Elif’in iniltileri mutfağı dolduruyordu. Kerem onu orgazma taşıdıktan sonra çekilip boşalmasını Elif’in karnına yaptı. Beyaz sıvı teninde kaydı.Akşamüstü banyoda, küvette. Sıcak suyun içinde Elif Kerem’in kucağına oturdu. Su taşarken yavaş yavaş hareket ettiler. Kerem’in parmakları klitorisinde, dili boynunda… Elif başını geriye atıp gözlerini kapattı. Su ve ten ve nefes… Her şey birleşiyordu.Gece yine yağmur başladı. Pencereden Paşabahçe’nin uzak ışıkları belli belirsiz görünüyordu. Elif Kerem’in kollarında uzanmış, hâlâ ıslak ve hassas olan bacaklarını birbirine sürtüyordu. Kerem onun kulağına fısıldadı:“Yarın seni cam atölyene götüreceğim. Orada, o sıcak fırınların yanında, seni yine almak istiyorum.”Elif gülümsedi. “O zaman cam gibi kırılacağım.”Kerem onu öptü. Elleri yeniden bedeninde geziniyordu. Gece daha yeni başlıyordu. Ve Paşabahçe’nin o ince, kırılgan, ama ateşte şekil alan ruhu, iki bedenin arasında yeniden eriyordu.Sabaha karşı son bir kez daha birleştiler. Bu sefer Elif dizlerinin üzerindeydi, Kerem arkasındaydı. Ritmi sert ve düzenliydi. Her hamlede Elif’in göğüsleri sallanıyor, iniltileri yastığa boğuluyordu. Kerem bir eliyle saçlarını çekti, diğer eliyle kalçasını sıkıca kavradı. Elif’in son orgazmı neredeyse bayıltacak kadar yoğundu. Kerem de onun peşinden geldi, sıcaklığını derinlere bıraktı.Sonra sessizlik çöktü. Yağmur dinmişti. Pencereden süzülen ilk ışıkta iki beden birbirine dolanmış yatıyordu. Elif’in parmakları Kerem’in kolunda geziyordu. İçinde hâlâ o doluluk, o sıcaklık, o tatlı sızı vardı. Paşabahçe’nin camları gibi… hem kırılgan hem de ateşte yeniden şekillenmeye hazır.Kerem gözlerini açtı, onu öptü.“Daha bitmedi,” dedi yine.Elif gülümsedi. Bacaklarını açtı.Ve hikâye, bedenlerin arasında, yeniden başladı.
Harbiye’nin dar ve kalabalık sokaklarında yürürken, akşamın ılık rüzgârı tenime çarpıyordu. Harbiye’n...
Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski bina...
İstanbul’un moda ve gece hayatıyla ünlü semti Osmanbey’in ışıklı caddelerinde, her şey “osmanbey escort” a...
Çerkezköy Vip’in loş, modern odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendini b...
Çatalca Vip’in loş, doğa manzaralı odasında, İstanbul’un kuzeybatı yakasının gece sessizliği uzaktan hissedilirken Eli...
Darıca Vip, Marmara’nın kıyısında, yeşil tepelerin eteğinde yükselen o modern sahil villasının adıydı. Gece, denizden gelen haf...
Edirne Vip’in loş, tarihi dokulu odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendi...
İstanbul’un kalbinde, Şişli’nin neon ışıklarıyla aydınlanan dar sokaklarında geçen o gece, her şey “şişli escort&rd...
İstanbul’un hareketli semtlerinden biri olan Mecidiyeköy’ün gece ışıkları altında, her şey “mecidiyeköy escort&rdqu...
İstanbul’un Boğaz kıyısındaki en bilinen semtlerinden biri olan Ortaköy’ün cami ve sahil kenarındaki ışıklı sokakların...