Rüzgarlıbahçe’nin Boğaz’a bakan yamaçlarında, İstanbul’un kalabalığından uzak, eski yalıların ve yeşil bahçelerin arasında, Deniz uzun zamandır aradığı huzuru bulmuştu. Sonbahar akşamı rüzgârı yaprakları savururken, Rüzgarlıbahçe’nin dar yollarında yürüyen kadın, içindeki ateşi söndürecek bir şey arıyordu.Birkaç cümle sonra: Rüzgarlıbahçe’nin sakin sokaklarından birinde kiraladığı küçük villa, denize nazır terasıyla ve yüksek duvarlarıyla Leyla için arzularını özgürce yaşayabileceği bir sığınak haline gelmişti.Deniz, otuz yaşındaydı. Uzun kestane rengi saçları omuzlarına dökülüyor, ela gözleri her bakışta derin bir kıvılcım yakıyordu. İnce belli, dolgun kalçalı, yüksek göğüslü bir kadındı. Şehirdeki yoğun iş temposundan, soğuk ilişkilerden kaçmıştı. Eski sevgilisi onu hep mesafeli tutar, bedenini görmezden gelirdi. Şimdi ise Rüzgarlıbahçe’nin rüzgârlı bahçelerinde, kimseye hesap vermeden, teninin isteklerini dinleyebilirdi.O sabah Deniz, villanın geniş terasinda oturmuş, sıcak kahvesini yudumluyordu. İnce ipek sabahlığı gevşek bağlanmış, altında hiçbir şey yoktu. Rüzgâr estiğinde kumaş aralanıyor, koyu pembe uçlu göğüslerini ve pürüzsüz karnını ortaya çıkarıyordu. Parmakları bilinçsizce uyluğuna kaydı. Dizinin içinden yukarı doğru ilerledi, yumuşak etine bastırdı. Gözleri kapandı. Hayalinde sert bir el vardı; parmaklar yavaşça açılıyor, ıslaklığına dokunuyordu.“Burada kimse beni duymaz,” diye fısıldadı kendi kendine. Sesini duymak bile onu daha da azdırdı.Günün ilerleyen saatlerinde Deniz, bahçeye inmeye karar verdi. Yüksek duvarların ardındaki yeşillikte yürürken rüzgâr saçlarını savurdu. Hava serindi ama teni sıcaktı. Bluzunu çıkardı, sadece ince sütyenini bıraktı. Göğüsleri özgürce salındı. Bir bankın üzerine oturdu, sırtını yasladı. Elini etekinin altına soktu. Islak dudaklarını araladı, orta parmağını yavaşça içeri kaydırdırdı. İnledi. Ses rüzgârla karıştı.Tam o sırada bahçe kapısından bir ses duydu. “Merhaba?”Deniz hızla doğruldu, elini çekti. Kapıdan uzun boylu, esmer bir adam giriyordu. Omuzları geniş, karın kasları açık gömleğinin altından belli oluyor, kot pantolonunun belinde güçlü kalçaları göze çarpıyordu. Saçları rüzgârda dağılmış, gözleri koyu ve keskindi. Yanına yaklaştıkça Deniz’in kalbi hızlandı.“Burada nadiren biri görürüm,” dedi adam. Sesi kalındı, boğuk. “Ben Can. Yan villayı kiraladım. Siz…”“Deniz,” dedi kadın. Sesinin titrediğini saklamaya çalıştı. “Rüzgarlıbahçe’de tatildeyim.”Can gülümsedi. “Rüzgarlıbahçe… Evet, burası rüzgârı ve sessizliğiyle ünlü.”Gözleri Deniz’in açık bluzunun altındaki sütyeninde gezindi, sonra yüzüne döndü. Utanmadı. “Özür dilerim, sizi rahatsız ettim.”Deniz eteğini düzeltti ama zaten ıslaklığı belli oluyordu. “Rahatsız olmadım.”Can yanına oturdu. İkisi de sessizce Boğaz’ı izledi. Aralarındaki mesafe yavaş yavaş kapandı. Can’ın eli bir an Deniz’in beline değdi. “Ellerin titriyor,” diye fısıldadı. Deniz cevap vermedi. Sadece daha yakına geldi. Göğüsleri Can’ın göğsüne bastı. Sert meme uçları adamın gömleğine değdi. Can’ın nefesi boğazında takıldı.“Burada kimse yok,” dedi Deniz. “İstersen…”Can beklemedi. Elini Deniz’in ensesine koydu, dudaklarını onunkilere bastırdı. Öpücük yavaş başladı, sonra açgözlüleşti. Dilleri birbirine dolandı. Can’ın eli aşağı indi, etekin altına kaydı, parmaklarını ıslak yarığa soktu. Deniz inledi, bacaklarını açtı. İki parmak içeri girdi, başparmak klitorisine bastırdı. Deniz’in belini büktü, kalçaları öne doğru savruldu.Villaya birlikte girdiler. Can, Deniz’i salona aldı. Koltuklara basarak soyundu. Sütyenini çıkardı, eteğini indirdi. Çıplak kaldı. Can da gömleğini ve pantolonunu attı. Kalın, damarlı siki sertleşmiş, ucundan damla sızıyordu. Deniz dizlerinin üstüne çöktü. Sikini eline aldı, yaladı. Başını ağzına aldı, derinlere kadar indirdi. Boğazı daraldı ama vazgeçmedi. Can’ın elleri saçlarına dolandı. “Ağzını sikeyim…” Deniz başını salladı. Can kalçalarını öne itti, boğazına kadar girdi. Deniz’in gözlerinden yaş geldi ama emmeye devam etti. Tükürük damladı, çenesinden aktı.Can kendini geri çekti, Deniz’i koltuğa yatırdı. Bacaklarını omuzlarına aldı, dilini yavaşça yaladı. Deniz’in tadı tatlı ve yoğuntu. Can, klitorisini emdi, dilini içeri soktu, sonra tekrar emdi. Deniz’in elleri Can’ın saçlarına gömüldü. Kalçaları yükseldi, orgazm yaklaştı. “Daha… daha hızlı,” diye inledi. Can emir dinledi. Birkaç saniye içinde Deniz titredi, bacakları sarsıldı, sıcak bir dalga içinde boşaldı. Çığlığı evde yankılandı.Can sikiini eline aldı, başını Deniz’in ıslak girişine sürttü. Yavaşça içeri girdi. Deniz’in duvarları onu sımsıkı sardı. Can inledi. “Sikim gibi dar…” Tamamen gömüldüğünde durdu, sonra ritmi buldu. Derin, sert vuruşlar. Her girişte Deniz’in göğüsleri sarsıldı. Can eğildi, bir memeyi ağzına aldı, emdi, ısırdı. Deniz tırnaklarını Can’ın sırtına geçirdi. “Daha sert… lütfen…”Can hızlandı. Kalçaları şap şap sesiyle çarpıştı. Deniz’i yan çevirdi, arkadan girdi. Bir eliyle belini tuttu, diğeriyle klitorisine bastırdı. Deniz ikinci kez boşaldı. Sıkı kasılmaları Can’ı da sınırına getirdi. “İçine mi?” diye sordu. Deniz başını salladı. “İçime… hepsini…” Can son birkaç vuruşla derine gömüldü, sıcak spermlerini boşalttı. Deniz’in içi doldu, taştı, uyluklarından aktı.İkisi de koltuğa yığıldı. Nefesleri düzensizdi. Can, Deniz’in saçlarını okşadı. “Bu sadece başlangıç mı?”Deniz gülümsedi. “Rüzgarlıbahçe’de geceler rüzgârlı ve uzun. Gel… üst kata.”Akşamüstü birlikte duş aldılar. Sıcak suyun altında Can, Deniz’in arkasından sarıldı. Elleri göğüslerini kavradı, meme uçlarını çimdikledi. Siki Deniz’in kalçalarına bastı. Deniz eğildi, duvara yaslandı. Can arkadan girdi. Su şıpırtılarıyla karışan iniltiler banyoyu doldurdu. Can bir eliyle boğazını hafifçe sıktı, diğer eliyle klitorisine bastırdı. Deniz üçüncü kez titredi. Can da boşaldı, sıcaklık suyla birlikte aktı.Yatak odasına geçtiler. Mum ışığında Deniz, Can’ın üstüne bindi. Sikiini yavaşça içine aldı, kalçalarını savurmaya başladı. Göğüsleri Can’ın yüzüne sürüldü. Can emdi, ısırdı. Deniz ritmi hızlandırdı. “Sikini… her yerimde istiyorum,” diye inledi. Can kalçalarını yukarı itti, daha derine girdi. Yatak gıcırdadı. Deniz dördüncü kez boşaldı, kasılmaları Can’ı da sürükledi. İkinci kez içine boşaldı.Gece boyunca durmadılar. Can, Deniz’i duvara yasladı, ayakta sikişti. Sonra yatağın kenarında, dört ayak üstünde. Her seferinde Deniz biraz daha açıldı, biraz daha ıslandı. Can’ın sikı her girişte daha kolay kaydı ama hâlâ doluydu. Deniz’in orgazmları peş peşe geldi. Vücudu ter ve sperm içinde kaldı. Can, Deniz’in her santimini öptü. Ayak parmaklarından başlayarak, bacaklarının içini, karnını, göğüslerini, boynunu. Sonra tekrar arasına indi. Dilini yavaşça gezdirdi, ta ki Deniz bir kez daha inleyene kadar.Şafak sökmeden önce Can, Deniz’i kollarına aldı. “Rüzgarlıbahçe’de seninle her gün bunu yapmak istiyorum,” diye fısıldadı.Deniz gülümsedi, bacağını Can’ın beline doladı. “O zaman gel… bir daha.”Can tekrar sertleşti. Bu sefer yavaş, neredeyse nazik. Ama derinlik aynıydı. Deniz’in içi hâlâ doluydu, sperm ve kendi suları karışmıştı. Her girişte şapırtı sesi geldi. Can, Deniz’in kulağına fısıldadı: “Sikini em, sonra tekrar içine alacağım.”Deniz itaat etti. Dizlerinin üstüne çöktü, siki yaladı, temizledi, sonra ağzına aldı. Tadı kendi ve onun karışımıydı. Can tekrar sertleşince Deniz sırtüstü yattı, bacaklarını açtı. “Gel.”Can girdi. Bu sefer son kez. Uzun, derin vuruşlar. Deniz’in tırnakları Can’ın sırtında iz bıraktı. Can, Deniz’in klitorisine bastırırken son orgazmı da kopardı. Deniz’in çığlığı odada yankılandı. Can da boşaldı, bu sefer dışarı çekti, sıcak spermlerini Deniz’in göğüslerine, karnına, klitorisine boşalttı. Deniz parmaklarını sürüp yaladı.Güneş doğarken ikisi de yorgun düştü. Deniz, Can’ın göğsüne yaslandı. “Bu sonbahar uzun olacak,” dedi.Can saçlarını okşadı. “Rüzgarlıbahçe… bundan sonra sadece bizim.”Deniz’in eli yavaşça aşağı indi, Can’ın yumuşak ama hâlâ dolgun sikini kavradı. “Biraz dinlen… sonra tekrar başlarız.”Can gülümsedi. “Senin iştahın bitmiyor.”“Yıllarca bastırdım,” diye fısıldadı Deniz. “Şimdi her damlasını istiyorum.”Öğlene doğru yeniden uyanmışlardı. Can, Deniz’i mutfağa indirdi. Tezgâhın üstüne oturttu, bacaklarını açtı, dilini tekrar arasına gömdü. Deniz kahvaltı etmeye çalışırken inliyordu. Can, parmaklarını da ekledi, Deniz’i bir kez daha titretti. Sonra ayağa kalktı, sikiyi Deniz’in ağzına verdi. Deniz emdi, derinlere indirdi. Can kalçalarını öne itti, boğazına kadar girdi. Deniz’in gözleri yaşardı ama bırakmadı. Can az daha boşalacaktı ki kendini çekti, Deniz’i çevirdi, arkadan girdi. Mutfak tezgâhına yaslanmış, her vuruşta bardaklar sarsılıyordu. Can, Deniz’in saçlarını tuttu, boynunu ısırdı. “İçine mi yoksa yüzüne mi?”“Yüzüme,” dedi Deniz. Can çıktı, Deniz diz çöktü. Can birkaç kez elini çekti, sonra sıcak spermlerini Deniz’in diline, dudaklarına, yanaklarına boşalttı. Deniz yaladı, yuttu, gülümsedi.Akşam yine bahçeye indiler. Bu sefer daha cesurdular. Ağaçların arasında, rüzgârın savurduğu yaprakların üstünde sikiştiler. Can, Deniz’i kucağına aldı, daha derine girdi. Deniz’in iniltileri rüzgâra karıştı. Can, Deniz’in memelerini emdi, kalçalarını sıktı. İkisi de aynı anda boşaldı. Yapraklar, karışık sıvıları emdi.Gece yatakta, Can, Deniz’in her yerini keşfetti. Parmaklarıyla, diliyle, sikiyle. Deniz üstte, Can üstte, yandan, arkadan. Her seferinde Deniz biraz daha ıslandı. Can’ın sikı her girişte daha kolay kaydı ama hâlâ doluydu. Deniz’in orgazmları peş peşe geldi. Vücudu ter ve sperm içinde kaldı. Sonunda ikisi de tükenmiş halde yığıldı.Sabah Deniz uyandığında Can hâlâ yanındaydı. Elini uzattı, sikiyi kavradı. Can gözlerini açmadan gülümsedi. “Yine mi?”“Evet,” dedi Deniz. “Rüzgarlıbahçe’nin bahçeleri… artık seninle dolu.”Can Deniz’i üstüne çekti. Deniz yavaşça oturdu, sikiyi içine aldı. Kalçalarını savurmaya başladı. Göğüsleri salındı. Can ellerini kalçalarına koydu, ritmi hızlandırdı. Deniz öne eğildi, dudaklarını Can’ınkilerine bastırdı. Öpüşerek sikiştiler. Can, Deniz’in belini sıktı, yukarı doğru itti. Derin vuruşlar. Deniz inledi, “Daha… daha…” Can son gücünü topladı, Deniz’i ters çevirdi, arkadan girdi, hızla vurdu. Deniz yastığa gömüldü, çığlık attı. Can boşaldı, sıcaklık bir kez daha Deniz’in içini doldurdu.İkisi de nefes nefese kaldı. Deniz, Can’ın kollarına kıvrıldı. “Bu sadece ilk gün,” dedi.Can saçlarını okşadı. “Ve daha binlerce gece var.”Deniz gülümsedi. Gözleri kapandı. Bedeni hâlâ titriyordu, içerisi hâlâ doluydu, ama kalbi hafifti. Rüzgarlıbahçe’nin rüzgârlı yamaçları ve yeşil bahçeleri, artık iki yabancının, iki aç bedenin, bitmek bilmeyen arzularının sahnesi olmuştu. Rüzgâr perdeleri savururken, villanın içinde hâlâ sex kokusu vardı. Ve Deniz biliyordu ki, bu sonbahar, her sabah, her akşam, her gece yeniden başlayacaktı.
Harbiye’nin dar ve kalabalık sokaklarında yürürken, akşamın ılık rüzgârı tenime çarpıyordu. Harbiye’n...
Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski bina...
İstanbul’un moda ve gece hayatıyla ünlü semti Osmanbey’in ışıklı caddelerinde, her şey “osmanbey escort” a...
Çerkezköy Vip’in loş, modern odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendini b...
Çatalca Vip’in loş, doğa manzaralı odasında, İstanbul’un kuzeybatı yakasının gece sessizliği uzaktan hissedilirken Eli...
Darıca Vip, Marmara’nın kıyısında, yeşil tepelerin eteğinde yükselen o modern sahil villasının adıydı. Gece, denizden gelen haf...
Edirne Vip’in loş, tarihi dokulu odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendi...
İstanbul’un kalbinde, Şişli’nin neon ışıklarıyla aydınlanan dar sokaklarında geçen o gece, her şey “şişli escort&rd...
İstanbul’un hareketli semtlerinden biri olan Mecidiyeköy’ün gece ışıkları altında, her şey “mecidiyeköy escort&rdqu...
İstanbul’un Boğaz kıyısındaki en bilinen semtlerinden biri olan Ortaköy’ün cami ve sahil kenarındaki ışıklı sokakların...