Tepeüstü’nde akşamüstü güneş, Boğaz’ın üzerini turuncu bir tülle örtüyordu. Rüzgâr hafif esiyor, ağaçların yapraklarını usulca savuruyordu. Tepeüstü’nün dar sokaklarından birinde, eski bir apartmanın üçüncü katındaki dairede, Elif pencerenin kenarına oturmuş, uzaktaki gemileri seyrediyordu. Birkaç cümle sonra yine Tepeüstü kelimesi döküldü dudaklarından: “Burada, Tepeüstü’nde, seninle olmak… sanki zaman duruyor.” Karşısındaki adam, Kerem, gülümsedi. Otuz iki yaşındaydı, koyu saçları hafif dağınıktı, gözleri koyu kahverengi. Elif’in sesindeki o yumuşak titreşim, içindeki ateşi hemen alevlendirdi. İkisi de o gün öğleden sonra bir kafede tesadüfen tanışmışlardı. Konuşmalar akmış, bakışlar uzamış, sonra da buraya, Elif’in evine gelmişlerdi. Elif ayağa kalktı. İnce, beyaz bir bluz ve dar bir etek giymişti. Bluzun düğmeleri göğüslerinin arasına kadar açıktı; nefes aldıkça kumaş geriliyor, teninin sıcaklığı hissediliyordu. Kerem’e doğru yürüdü. “Kapıyı kilitledim,” dedi alçak sesle. “Kimse gelmez.” Kerem’in eli beline sarıldı. Parmakları kumaşın üzerinden kayarak belinin oyuğuna indi. Elif’in nefesi hızlandı. Kerem’i kendine çekti, dudakları dudaklarına yapıştı. Öpüşme yavaş başladı; önce sadece dudakların birbirine sürtünmesi, sonra dilin dilin peşinden gitmesi. Elif’in ağzı sıcak ve ıslaktı. Kerem’in dili onun dilini okşarken, diğer eli bluzun içine girdi. Parmak uçları, sutyenin kenarından kayarak çıplak göğsüne ulaştı. Meme ucu çoktan sertleşmişti. Kerem onu nazikçe sıkıp çevirdi. Elif inledi, ses boğazında boğuldu. Öpüşmeyi bozmadan bluzu omuzlarından indirdi. Kumaş yere düştü. Sutyen de kısa sürede açıldı. Kerem’in bakışları Elif’in göğüslerine indi. Pembe uçlar, soğuk havaya ve heyecana tepki vererek daha da dikleşmişti. Kerem eğildi, önce birini, sonra diğerini ağzına aldı. Dili yavaşça daireler çizdi, dişleri hafifçe ısırdı. Elif’in parmakları Kerem’in saçlarına gömüldü. “Ah… daha fazla,” diye fısıldadı. Kerem onu yavaşça yatağa doğru götürdü. Yatak, odanın ortasında, beyaz çarşaflarla seriliydi. Elif sırtüstü uzandı. Kerem eteğini yukarı sıyırdı. Altında dantel bir külot vardı. Kerem dizlerinin arasına yerleşti, külotu yavaşça aşağı indirdi. Elif bacaklarını açtı. Arası çoktan ıslanmıştı; şeffaf bir ıslaklık, iç dudaklarını parlatıyordu. Kerem parmaklarını yavaşça kaydırdı. Bir parmak, ıslak yarığa girdi. Elif’in kalçaları yukarı kalktı. Kerem ikinci parmağını da ekledi, yavaşça içeri-dışarı hareket ettirdi. Başparmağıyla klitorisine bastırdı, daireler çizdi. Elif’in nefesi kesik kesik çıkıyordu. “Orası… orası çok iyi,” diye inledi. Kerem parmaklarını çekti, dilini yerine koydu. Sıcak, ıslak dil, klitorisin üzerinde dolaştı, sonra aşağı inerek iç dudakları yaladı. Elif’in bacakları titredi. Kerem’in dili daha derinlere girdi, içeriye daldı, sonra tekrar klitorise odaklandı. Emme, yalama, hafif ısırma… Elif’in sesi yükseldi. “Kerem… durma…” Orgazm yavaş yavaş birikti. Elif’in karın kasları kasıldı, parmakları çarşafı sıktı. Bir anda boşaldı; kalçaları sarsıldı, sıcak bir sıvı Kerem’in diline aktı. Kerem her damlasını yaladı, ta ki Elif’in titremeleri yavaşlayana kadar. Elif hâlâ nefes nefese yatarken, Kerem ayağa kalktı. Gömleğini çıkardı, pantolonunu indirdi. Kalın, sert penisi serbest kaldı. Baş kısmı parlaktı, damarları belirgindi. Elif yatağın kenarına oturdu, elini uzattı. Parmakları şaftı kavradı, yavaşça aşağı-yukarı hareket ettirdi. Sonra eğildi, dilini ucuna sürdü. Tuzlu bir tat. Ağzını açtı, başını yavaşça içeri aldı. Kerem’in eli saçlarına gitti. Elif daha derine indi, boğazının gerisine kadar. Tükürük salgıladı, sesler çıkardı. Kerem’in kalçaları hafifçe öne doğru itildi. Bir süre sonra Kerem onu yavaşça geri çekti. “Sana girmek istiyorum,” dedi boğuk sesle. Elif sırtüstü uzandı, bacaklarını daha fazla açtı. Kerem üzerine çıktı, penisinin başını ıslak girişe sürttü. Yavaşça itti. Sıcak, dar bir et parçası onu sardı. Elif inledi; doluluk hissi karnına kadar yayıldı. Kerem tamamen içine girene kadar bekledi, sonra yavaş hareketlere başladı. Her girişte Elif’in göğüsleri sarsılıyor, her çıkışta ıslak sesler duyuluyordu. Tempo arttı. Kerem’in kalçaları daha sert çarpıyordu. Elif bacaklarını beline doladı, tırnaklarını sırtına geçirdi. “Daha sert… lütfen,” diye yalvardı. Kerem hızlandı. Yatak gıcırdadı. Elif’in ikinci orgazmı daha şiddetli geldi; iç kasları Kerem’in penisini sıkıca kavradı, sarsılarak boşaldı. Kerem dayanamadı; birkaç sert hamleden sonra derinlere doğru boşaldı. Sıcak, yoğun bir akış Elif’in içini doldurdu. Bir süre birbirlerinin üstünde kaldılar. Nefesleri yavaş yavaş sakinleşti. Kerem kenara kaydı, Elif’i kollarının arasına aldı. Parmakları saçlarını okşadı. Ama gece henüz bitmemişti. Yarım saat sonra Elif ayağa kalktı, mutfağa gitti. Su içti, sonra geri döndü. Kerem hâlâ çıplaktı, yarı sert haliyle yatağa yaslanmıştı. Elif onun üzerine çıktı, bacaklarını iki yanına açtı. Islaklığı hâlâ devam ediyordu; önceki boşalmanın kalıntıları bacaklarının arasından süzülüyordu. Kerem’in penisini eline aldı, tekrar sertleşene kadar okşadı. Sonra üzerine oturdu. Yavaşça indi. Bu sefer yukarıdan kontrol onda. Kalçalarını ileri geri hareket ettirdi, daireler çizdi. Göğüsleri sallanıyordu. Kerem’in elleri beline tutundu, bazen kalçalarını sıkarak tempo tutturdu. Elif öne eğildi, dudaklarını Kerem’inkilere bastırdı. Öpüşürken kalçaları çalışmaya devam etti. Kerem bir elini araya soktu, klitorisine bastırdı. Elif’in hareketleri daha düzensiz hale geldi. Üçüncü orgazmı, otururken geldi; tüm vücudu gerildi, içinden sıcak bir dalga geçti. Kerem de aynı anda boşaldı; ikinci kez, daha az yoğun ama yine de sıcak bir şekilde. Daha sonra yatağa yan yana uzandılar. Tepeüstü’nün gece sesleri dışarıdan geliyordu; uzaktan bir vapur düdüğü, bir köpeğin havlaması. Elif’in başı Kerem’in göğsündeydi. Parmakları göğüs kıllarının arasında geziyordu. “Bir daha,” dedi Elif bir süre sonra. Sesinde hâlâ arzu vardı. Kerem gülümsedi. Bu sefer Elif’i yüzüstü çevirdi. Yastığı kalçalarının altına koydu. Arkadan yaklaştı. Parmaklarıyla ıslaklığını kontrol etti, sonra yavaşça girdi. Bu açı daha derindi. Elif’in yüzü yastığa gömüldü, inlemeleri boğuk çıktı. Kerem kalçalarını tutarak ritmik hareketler yaptı. Bazen yavaş, bazen sert. Bir elini öne uzatıp klitorisini ovmaya başladı. Elif’in dördüncü orgazmı, bu pozisyonda geldi; bacakları titredi, içi tekrar sıkılaştı. Kerem de peşinden geldi, son damlasına kadar boşaldı. Gece boyunca birkaç kez daha birbirlerine sarıldılar. Bazen sadece öpüştüler, bazen parmaklarla, bazen ağızla. Bir ara Elif, Kerem’i dizlerinin üzerine oturtup, arkasını dönerek ters oturdu. Kalçalarını sallarken Kerem’in elleri göğüslerini kavradı. Islak sesler, inlemeler, tenin tene sürtünmesi… Oda, arzu ve ter kokusuyla doldu. Sabaha karşı, ikisi de yorgun düştüler. Elif, Kerem’in kolları arasında uykuya daldı. Pencereden süzülen ilk ışık, Tepeüstü’nün sokaklarını aydınlatmaya başladığında, hâlâ birbirlerine sarılıydılar. Gözlerini açtığında Kerem hâlâ oradaydı. Elif gülümsedi. “Kahvaltıdan önce… bir kez daha?” diye fısıldadı. Kerem cevap vermedi; sadece onu öptü. Elleri yeniden bedeninde dolaşmaya başladı. Göğüslerini okşadı, meme uçlarını sıkıp çevirdi. Elif’in bacakları kendiliğinden açıldı. Kerem parmaklarını içeri soktu, ıslak ve sıcak yeri buldu. Elif inledi. Kerem onu sırtüstü yatırdı, bacaklarını omuzlarına aldı. Bu sefer daha yavaş, daha derin girdiler. Her hareket, her dokunuş, bir önceki gecenin yorgunluğunu unutturuyordu. Elif’in elleri Kerem’in sırtında gezindi, tırnakları hafif izler bıraktı. Tempo arttıkça inlemeleri de yükseldi. Kerem bir eliyle klitorisini ovdu, diğer eliyle göğsünü kavradı. Elif’in orgazmı, uzun ve dalgalı geldi; tüm vücudu sarsıldı, içeriden sıcak sıvılar aktı. Kerem de aynı anda boşaldı, son bir kez daha derinlere doğru. Sonra yatağa yığıldılar. Terlemiş, nefes nefese, ama mutlu. Elif, Kerem’in göğsüne başını koydu. “Tepeüstü’nde böyle bir gece geçireceğimi hiç düşünmemiştim,” dedi yumuşak bir sesle. Kerem saçlarını okşadı. “Ben de.” Güneş yükselirken, ikisi de yeniden birbirlerine yaklaştı. Bu sefer daha yavaş, daha şefkatli. Öpüşmeler, dokunuşlar, yavaşça girip çıkmalar… Her şey, bir önceki gecenin aceleciliğinden uzaktı. Elif’in bacakları Kerem’in beline dolandı, kalçaları ritme uydu. Kerem’in dili boynunu, kulağını, omuzlarını öptü. Elif’in parmakları saçlarında gezinirken, içerideki doluluk hissi onu yeniden coşturdu. Birlikte geldiler. Bu sefer daha sessiz, daha derin bir boşalma. Sıcaklık, birbirlerinin içinde yayıldı. Sonra, gerçekten dinlendiler. Öğleye doğru, Elif mutfakta kahve yaparken, Kerem arkasından sarıldı. Elleri bluzunun altından içeri girdi, göğüslerini kavradı. Elif gülümsedi, başını geriye yasladı. Kerem’in sertliği beline değiyordu. “Burada mı?” diye sordu. Kerem cevap yerine eteklerini sıyırdı. Elif mutfak tezgâhına yaslandı. Kerem arkadan girdi. Ayakta, hızlı ve tutkulu. Elif’in elleri tezgâhı tuttu, her hamlede inledi. Kerem bir eliyle klitorisini ovmaya devam etti. Kısa sürede ikisi de boşaldı. Sıcaklık, Elif’in bacaklarından aşağı aktı. Kahve soğumuştu. Ama umurlarında değildi. O gün boyunca, evin her köşesinde birbirlerini buldular. Kanepede, duvara yaslanarak, duşta… Su altında, kaygan bedenler birbirine sürtündü. Kerem Elif’i kaldırdı, bacaklarını beline doladı, duvara yaslayarak girdi. Su, ter ve arzunun karışımı, bedenlerinden aktı. Akşam olduğunda, ikisi de yatağa uzandılar. Bu sefer sadece sarıldılar. Ama eller, yine de bedenlerde gezindi. Elif’in parmakları Kerem’in penisini yavaşça okşadı, Kerem’in parmakları Elif’in ıslaklığını keşfetti. Yavaş yavaş yeniden sertleştiler. Elif, Kerem’in üzerine çıktı, yavaşça oturdu. Bu sefer hiç acele etmediler. Kalçalar nazikçe salındı, bakışlar birbirine kilitlendi. Orgazmlar yumuşak ve uzun sürdü. Gece yine çöktü. Tepeüstü’nün ışıkları pencereden süzülürken, Elif ve Kerem, birbirlerinin kollarında, yeni bir arzunun eşiğindeydiler. Elif fısıldadı: “Yarın da kal…” Kerem öptü onu. “Kalacağım.” Ve elleri, yeniden, yavaşça, bedenlerinde dolaşmaya başladı.
Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski bina...
Harbiye’nin dar ve kalabalık sokaklarında yürürken, akşamın ılık rüzgârı tenime çarpıyordu. Harbiye’n...
İstanbul’un moda ve gece hayatıyla ünlü semti Osmanbey’in ışıklı caddelerinde, her şey “osmanbey escort” a...
Çerkezköy Vip’in loş, modern odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendini b...
Çatalca Vip’in loş, doğa manzaralı odasında, İstanbul’un kuzeybatı yakasının gece sessizliği uzaktan hissedilirken Eli...
Darıca Vip, Marmara’nın kıyısında, yeşil tepelerin eteğinde yükselen o modern sahil villasının adıydı. Gece, denizden gelen haf...
Edirne Vip’in loş, tarihi dokulu odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendi...
İstanbul’un kalbinde, Şişli’nin neon ışıklarıyla aydınlanan dar sokaklarında geçen o gece, her şey “şişli escort&rd...
İstanbul’un hareketli semtlerinden biri olan Mecidiyeköy’ün gece ışıkları altında, her şey “mecidiyeköy escort&rdqu...
İstanbul’un Boğaz kıyısındaki en bilinen semtlerinden biri olan Ortaköy’ün cami ve sahil kenarındaki ışıklı sokakların...